Fatih Altaylı'ya göre sapkınlığı ilgilinin rızası ile işlemiş Sarıgül ve görüntüleri şantaj amaçlı çekilmiş.
Atatürk'e dahi diktatör diyen Celal Şengör'e gazeteci Nurullah Çavuşoğlu "Hadsiz densiz köpek, aynaya bakmış!" dedi.
Daha önce Cübbeli gibi ve Celal Şengör gibi densizleri konuk alıp parlatan gazeteci Fatih Altaylı, bu kez de Mustafa Sarıgül'ü savunuşuyla şaşırtmadı.
Özgür Özel dışında Sarıgül'ü savunma cüreti gösteren tek kişi olan Fatih Altaylı, bu işi bedava yapar mı?
Nuray Başaran, Sevda Türküsev ve Tamar Tanrıyar, Cumhuriyet kadınları olarak haysiyete, onura, şerefe sahip çıkıyorlar.
Fatih Altaylı, şayet kalemini satılığa çıkarmadıysa Sarıgül'ü ve sapkınlığı ne için savundu?
"Allah var ama peygamber falan yok!" diyerek peygamberlerin hepsini yalancı ilan eden hadsiz ve densiz Celal Şengör'ü gündem eden, milletin hayrına soluyor olamaz.
Türk milleti yolsuzluğa da çok tepkili ama sapkınlığa gösterdiği tepki çok daha fazla.
Fatih Altaylı, Cübbeli denen İngiliz uşağı utanmaz arlanmazı neden cilalamış olabilir?
Cübbeli kasetleri çıktığında, kadın ticaretinden cezaevine girdiğinde, Fethullah Gülen'i rüyasında peygamber gibi gördüm demişti; hâlâ arsızca piyasada.
Celal Şengör'ün Atatürk'e dair iftira ve hakaretlerine gazeteciler Ramazan Yıldız ve Nurullah Çavuşoğlu böyle cevap verdi.
Milletin iradesini görmek isteyen, Amasya Tamimi'ni okusun; Sivas Kongresi ve Tıbbiyeli Hikmet'in ortaya koyduğu iradeye baksın.
Atatürk, hep istişare ile hareket etmiş ve çoğunluğun iradesine boyun eğip uygulamış bir insandır.
Cumhuriyet'i, İbrahim Tahtakılıç, Besim Atalay ya da onlara destek olan halk istedi.
Laf ebeliği ile ve algı oyunları ile şeytani zekâsını kullanarak Atatürk'e iftira edenler, meclis tutanaklarına baksın.
İmam Ali hilafete oturunca kime dinî kuralları dayatmış? Veya Hz. Ebubekir, din adına kimi recm etmiş, kimin kolunu kesmiş?
Halifelik, kurulabilen veya kaldırılabilen bir makam değil; halife ortada yoksa halifelik kurulamaz.
Halifeliği, halife olmadığı hâlde halifelik taslayanlar kurmaya kalkarsa kendini, kendi çocuğunu keserken bulur.
Atatürk'e Sakallı Nurettin Paşa'nın Millet Meclisi'nde yüzüne karşı nasıl eleştirdiğine bakılsın.
Atatürk, devrimi kendi içinde gerçekleştirip nefsini yenerek Cumhuriyet'i kendi içinde kurmuş; halinde var adalet ve demokrasi.
Devrin Şeyhülislamı İbn-i Kemal'e bir garip Yörük nasıl haddini bildirmiş?
İbn-i Kemal, kendisine "Sen bu noktanın neresindesin?" diye soran Yörük karşısında nasıl acz içinde kaldı?
İki gazeteci, kıssalar ve yaşanmışlıklar üzerinden ilmen Celal Şengör ve Cübbeli gibi hain hadsizlere ve Fatih Altaylı gibi sözde gazeteciye böyle had bildirdi.
Sahabeden bugüne gelenlerin hepsinin ilmi, sahabe ve onlara tabi olanlara nazaran ilmi nokta kadar ise biz hepimiz o noktanın neresindeyiz?
Atatürk'e sırf revaçta olmak ve gündem olmak adına küstahça saldıranlar haddini bilsin.
Atatürk, kendi tekâmülünü tamamlamış, nefsini yenmiş, zerafette, nezakette, tevazuda zirve bir insandır.
Atatürk'e diktatör diyen adama köpek derim ve gerekirse ceza alır, cezayı kefenime koydurturum.
Uşaklı Kuvâ-yı Milliye önderi İbrahim Tahtakılıç'ın kıssaları ile bezeli sohbeti kaçırmayıp izleyin.
Cübbeli, utanmayı arlanmayı bilmedi; ya onu konuk alan Fatih Altaylı da bilmedi utanmayı, sonunda Sarıgül'ü de savundu.






