Bilindiği gibi Uşak Üniversitesinde yaklaşık bir yıl kadar önce gerçekleşen Rektörlük seçimlerinde üç aday yarışmıştı. Mevcut Rektör Sait Çelik'in kazandğı ve Cumhurbaşkanınca yeniden atandığı seçimlerde, gerek Üniversite çevrelerinde gerekse Uşak'taki siyasi çevrelerde, seçim çalışmalarında uyguladığı yöntemler sebebi ile eleştirilere maruz kalan Rıfat Okudan; o dönem özellikle kendisini destekleyen Uşak Belediye Başkanı Nurullah Cahan ve çevresini kullanarak, mevcut Rektör hakkında olumsuz iftira denilebilecek dedikoduların yayılmasına sebep olmakla eleştirilmiş ve hem Üniversitenin huzurunu bozmakla hem de Akademisyenlerin toplumda itibar kaybına sebep olacak davranışları olması sebebi ile Üniversite çevrelerinde adeta istenmeyen adam ilan edilmişti.
Uşak Üniversitesi'nde İlahiyat Fakültesi Dekanı olarak görev yapan ve seçimlerin hemen akabinde Uşak'tan ayrılmak zorunda kalan ve halen Isparta Süleman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanlığı görevini yürüten Rıfat Okudan, bu günlerde yazdığı bir makale ile bilim dünyasının özellikle de İlahiyat bilimi dünyasının gündeminde.
Prof. Dr. Rıfat Okudan'ın bilimsel çalışma adı altında yazığı bir akademik makalesinde; Cinsel ilişkiye giren bir kişinin Şeyhini düşündüğü takdirde o ilişkiden dünyaya gelecek çocuğun güzel ahlaklı bir çocuk olacağını iddia ettiği ortaya çıktı.
Dekan Rifat Okudan, İlmi ve Akademik Araştırma Dergisi 10. Sayısında, kaleme aldığı “İnsani bir insiyak olarak Rabıta” başlıklı makalesinde, “cima eden (cinsel ilişkiye giren) bir kişinin, cima sırasında hocasını, şeyhini veya ‘salihleri’ hatırlaması durumunda, doğacak çocuğun bereketli ve güzel ahlaklı doğacağını” iddia etti.
İşte bahse konu makalede cinsel ilişki sırasında şeyhi düşünmenin önemine vurgu yapılan cümlelerin kurulduğu o paragrafın orjinal hali:
“İnsanın güzel işlerdeki gayet ve çalışmaları övülmüş, kötü işlerdeki çalışmaları da zemmedilmiştir. Bundan dolayı fukaha bir adamın yabancı bir kadını düşünerek cima etmesinin haram olduğu görüşündedirler. Buna karşın bazı ulema, bir adamın cima halindeyken Salihleri hatırlamasını güzel görmüşlerdir. Onlara göre, hatırlanan o zatın güzel ahlakının bereketinin doğacak çocuğa sirayet etmesi umulur. Haliyle gördüğü ve sevdiği masivadan dolayı insanın nefsi ve hayali o gayrla meşgul olur, konuşur, zihninin aynasında onu canlandırır. Talebe üstadını, mürid şeyhini, şahıs eşini, ister istemez düşünür; hayalini zamanının büyük bölümünde bununla harcar. Bu durum çoğu zaman insanın dimağını ve hatta azalarını harekete geçirir. Çünkü suretler, insanların nefslerinde bakılanın ahlakının tohumunu eker”








demek vedat oranın yazı dizisinde anlatmaya çalıştığı sapıklık ve bidatin boyutları taa buralara kadar uzanmış. ne tasavvufu kardeşim bunların yaşadığı islam bile değil. hristiyanliğın ruhban sınıfından esinlenmiş şeyler bunlar. haşa ve sümme başa bu menzilciler e müslüman demek bile insanı imanından edebilir. birde ilahiyat profosör u imiş tam bir rezalet. ne diyelim bu cemaat cümaat ne varsa hepsinden kurtulmalı bir an önce yoksa sonumuz kötü. ülke zaten gidiyor dinimizde gidecek elimizden böyle giderse.