Tarikat cemaat adı her ne ise bu kurumlara sözde ıslah olmak için gidenlerin kahir ekseriyasın düzelmiyor tam aksine azgınlaşıyor. Sadece önceden uluorta işledikleri kabahatlerin daha büyüklerini gizliden işlemeyi öğreniyorlar. Takva elbisesi adı verdikleri iki yüzlülük kıyafeti ile dolaşıp dini bidatlerle dolduruyorlar etrafa adeta zehir saçıyorlar. Her türlü pis kokunun kralı da maalesef bu kurumlardan çıkıyor.
Badem bıyıklıysa, fetullahçıdır, cübbeli sarıklıysa Mahmutçudur, duada ellerini birleşik tutuyorsa ve yeşil namaz takkesi giyiyorsa Süleymancıdır, dört parmak işareti yapıyorsa Ensar'cıdır, ağzını eğip büzerek konuşuyorsa ve sürekli Kuran Mealinden bahsedip Peygamber (as) Efendimizi sıradan bir insan gibi görüp göstermeye çalışıyorsa Mealci olarak adlandırılan tayfadandır. Daha örneklerini çoğaltmak mümkün ne kadar da bölük bölük bölünmüşüz farkında mısınız? Adını ne koyduğunuzun hiç bir öneminin olmadığı bu gruplara bağlı insanların hemen hepsinin ya koltuğunun altındaki çantada ya elinde yardım makbuzları vardır. Hepside kendini Allah yolunda sanır. (en azından pek çoğu) Bilmezler bile kimler tarafından kullanıldıklarını ve aslında neye hizmet ettiklerini. Kimisinin yurdu vardır güya öğrenci okuttukları, kimisi mescit yaptırıyoruz diye yardım toplar, sorsan hepsi de ilimden irfandan dem vurur ama kıyafetleri ve davranışları bile ele verir bu insanların ilimle irfanla uzaktan yakından alakalarının olmadığını. Muhalefet eden herkesi ya dinsiz ilan ederler ya komünist hiç bir şey diyemezlerse günahkârsın derler, hatalarını yüzüne vuranlara. Allah dostlarına savaş açmakla suçlanman an meselesidir en küçük bir eleştiri getirirsen, çünkü öyle öğrenmişlerdir abilerinden veya ablalarından. İçlerinden kimisi çalar, topladıkları himmet ya da bağışların bir kısmını, cebine katar, zehir kattığını bilmez. Bilmez yukarıdakilerin onun bir miktarını çaldığını bildikleri halde göz yumduklarını. Yukarıdakiler de çaldığı için bize hesap soramasın diye hesap sormaz güveniverir. Çünkü çalıyorsa da bir kısmını bana ne der, nasıl olsa bende çalmayacak mıyım? Diye düşünür abisi.
Nasılsa niyeti iyidir ve hizmet eden biridir nasıl olsa. Nasıl olsa o toplamasa vakfın hiç parası olmayacaktı. O vakıf için topladığının bir kısmını ihtiyacı olduğu için alıyordu. İhtiyacı olmasa zaten almazdı, kendini böyle avutur badem bıyıklım ya da sarıklım. Allah için topladığın artık Allah'a ait olmaz mı? O adamın cebinden Allah için çıktıysa o para senin cebinde Allah'ın emaneti olmaz mı? Allah'a adanmış Allah yoluna bağışlanmış parayı nasıl yersin çoluğun çocuğunla, ya da o paralarla nasıl olurda kendi evinin inşaatına tuğla, çimento alabilirsin? Bu sorulara yanıt aramaz. Kurban bağışı toplar sözde arefe günü hatta arefeden bir gün önce kesmeye başlar. Etlerini sucuk doldurur bir yıl burnundan gelinceye değin yese tüketemeyeceği kadarını kendi çoluğunun çocuğunun yaşadığı eve götürtür önce. Kimisi okunmuş ekmek yiyerek okunmuş şeker yiyerek ilim yolunda ilerleyeceğini söyler, kimisi de muska takar gibi içeriğinin ne olduğunu bilmediğini Arapça yazılar taşır göğsünde, kimi, yüzyıllar öncesinden kalma Arap adetlerini sürdürmenin adını sünnet koyar, en büyük sünnetin doğruları söylemek, latif konuşmak, iyiliğe güzelliğe barışa dostluğa kardeşliğe en önemlisi birliğe çağrı olduğu gerçeğini görmezden gelerek. Kimisi Hıristiyanların Papaz huzurunda günah çıkartması gibi ne idüğü belirsiz bir kimsenin huzurunda tövbe ederek tertemiz olduğuna inanır, Peygamber (as)'ın kızı Fatıma Annemize bile; "kızım iyilik et dünyayı güzelleştir Allah'a kul olduğunu unutma yoksa seni bile kurtaramayabilirim" şeklinde uyarıda bulunduğunu unutmuşçasına medet umar, sarıklı sakallı gördüğünden bazıları. Kimisi dua okuyarak şifa bulacağına inanır, tüm hastalıklarının, Allah'ın şifa için Tıp ilmini tavsiye buyurduğunu unutmuşçasına. Kimisi vardır neredeyse eşinin evden çıkmasına müsaade etmeyerek Cennete gideceğine inanır, Hazreti Fatıma annemizin, Hazreti Aişe Validemizin, Devlet yönetimine ilişkin görüşlerini kalabalıklara vaaz ettiğini unutmuşçasına. Peygamberimizin (asv) eşi Hatice Annemizin ticaret erbabı bir kadın olduğunu ve kervanları ile ticaretle uğraştığını unutmuşçasına. Kimisi çocuklarını disipline sokmak için kendince falakaya yatırır, azarlar, döver tarikat geleneği diye, Peygamberimiz (as)'in çocuklara gösterdiği ilgiyi sevgiyi ve hoşgörüyü görmezden gelerek. Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin'in (ra) O namaz kılarken tepesine çıktığında bile secdeden kalkmak için Onların sırtından inmesini beklediğini unutmuşçasına.
Kendilerinden başka hiç kimseyi kabul etmez istisnasız tamamı, Peygamberimiz (as)'in üstünlük takvadadır, iman kalplerde ve kalpleri bilen yalnız Allah'tır diye söylediğini bile bile. Kimisi Sahabe adını koyduğu insanların ardına düşer, Ehli Beyt'in, Sahabenin en üstünü ve en faziletlisi olduğunu bile bile. Ehli Beyti sevmenin bizzat Allah tarafından ayetle farz kılındığını bile bile, örter Ehli beyt efendilerimizin hakkını. Kimisi ağzından zehir saçar, kimisi kin, ama hangisine sorsan din adına konuşur. Hazreti Ali Efendimizin çocuklarının adını bizzat koyan Peygamber Efendimizin (as) birisine Hasan (iyilik) diğerine de Hüseyin (güzellik) ismini verdiğini bile bile. Kimisi kendi cemaatinin insanına öncelik verir, bulunduğu makamda dinimizin ilk emrinin adaleti tesis etmek olduğunu, makam sahiplerinin; tasarrufunda bulunan yönettiği insanlara, dinini dilini ırkını ayrıt etmeksizin eşit davranması gerektiğini İslam dininin emrettiğini bilmezden gelerek. Kimisi bağnazcı, gericidir, Peygamberimiz'in ve ashabının Yesrib'e Medine (Medeniyet Şehri) ismini verdiğini bile bile.
Düşünsenize Din yolunda; haksızlık öğreten, hırsızlık öğreten, yobazlık öğreten, zamana göre, devre göre uyum sağlamayı, yani her duruma göre yüz takınmayı, kısaca ikiyüzlülüğü öğreten, sınav sorularını çalıp, çalınan sınav soruları olduğunu bile bile yani gelen bilginin çalıntı olduğunu bile bile cevapları alıp öylece işaretlemeyi öğreten, milleti fişlemeyi özel görüntülerini alıp şantaj yapmayı cemaatin gücünü kullanarak siyasete etki etmeye çalışmayı öğreten bir kurum var, birileri bunun adını tarikat koymuş. Amacından bakın ne kadar sapmış. Ne demek Tarikat diyorum YOL Diyor. Peki, nereye çıkar bu yol? Diye soruyorum. Cevap veriyor göğsünü şişire şişire, hiç utanmadan Allah'a diyor bana. Allah belasını vermiş haberi yok geri zekâlının.








nurullah bey haddini bil tarikatları fetoyla karıştırma. aklını başına al. Allaha savaş açanın sonu feto gibi olur.