Aday Belirleme (Ön Seçim) Sürecinin Kazananları Kaybedenleri ve Düşündürdükleri!
Uşak bildiğimiz gibi bir ön seçim süreci ya da MHP ve AKP açısından bir Hacivat-Karagöz oyunu vari, ilkokul çocuklarının müsameresini izler gibi izlediğimiz mizanseni, başkalarınca kurulan ve yönetilen bir az politik tiyatro süreci yaşadı. Peki bu süreçten karlı çıkan politikacılar ya da politikacı adayları kimler, hangi partiler bu süreçten kazançlı çıktı, hangi partilere bu süreç kaybettirdi?  Hangi partinin teşkilatları süreci doğru yönetti? Tüm bunların cevabını ve ön seçim sürecinin düşündürdüklerini değerlendirelim.

Malumunuz bütün partilerde kendi demokrasi anlayışına, kültürüne, tabanlarının eğitim seviyesine, teammüleri ve geleneklerine göre bir aday belirleme süreci şekilleniyor ve yaşanıyor. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır elbet. Partilere üye olanlar, delege olanlar ya da kendilerinin yönetici olarak vasıflandırıldığı insanlar; kendi partilerinin demokrasi anlayışını, tüzüğünü, geleneklerini içine sindirmiştir ki o partili olmuştur. Ya da sorgulamaları gerekiyorsa muhakkak bu gelişmeleri yaşananların ışığında sorgulayacaklardır ve takdir o partililerin kendilerine aittir. Hatta bizler tarafsız gazetecilik ilkelerimiz gereği bu kulvara pekte fazla girmemeliyiz ve ben de bunun farkında bir gazeteci ve köşe yazarı aynı zamanda ajans işletmesi sahibiyim. Ancak bu ön seçim ya da aday belirleme sürecinde kentimizde o kadar garip şeyler yaşandı ki, az da olsa dokunmazsak, eleştirmezsek halk adına vazifemizi eksik yapmış oluruz diye düşündüm. Bu sebeple bu makalemde biraz eleştireyim ve durum tespiti yapayım istedim. 

Bildiğiniz gibi AK Parti ve MHP aday belirleme sürecinde birbirine yakın yöntemler uyguladı. Sözde temayül yoklaması yapan Ak Parti, temayülde yalnızca delegesine, parti yöneticilerine sormakla yetinmedi, Sivil Toplum Kuruluşları’na da kimi aday görmek isterseniz diye sordu. Amma velakin sonuçları kimse bilmedi, belki de mühürlenerek götürülen sandıklar, Genel Merkez’de mührü dahi açılmadan kalorifer kazanlarında yakıldı. Yani sandıkları burada açmadıkları gibi, sonuçları da ilan etme lütfunda dahi bulunmadılar. Yani Ak Parti’lilerden, STK temsilcilerinden resmen tiyatro oynamaları istendi ve bunda da başarıya erişildi. Katılım beklenen kadar olmasa da her iki temayülde de hiçte fena değildi. Yani koca koca insanlar belki de asla açılmayacak sandıklara, sonuçların asla kendileri ile paylaşılmayacağını bile bile gelip, parti binasında oy kullandılar. Hatta tam olarak kimler katıldı bilemiyorum ama, Ticaret Odası ve bağlı odalar, Esnaf ve Sanatkarlar Odası ve bağlı odalar, bir çok dernek vs. temsilcisi gelip bu tiyatroya garip bir şekilde ortak oldu ve maalesef oy kullandı. Maalesef diyorum çünkü; sonucunu hiç kimsenin bilmeyeceği bir sandığa ben şahsen asla oy atmam ve kendimi asla böyle bir tiyatroda figüran gibi kullandırmam. Bu yüzden bu sözde temayüllerde oy veren arkadaşların davranışlarını ve tepkisizliklerini çok yadırgadığımı önceden belirtmek isterim.

Her neyse, Ak Parti’yi değerlendirmeye devam edelim; malum Ak Parti’de 26 aday adayı vardı ama maalesef 26 aday adayının içerisinden milletvekilliği yürütülebileceği düşünülen üç isim çıkmamış ki dışarıdan bir transferle ancak üçü tamamlayabildi Ak Parti. Uşak’ta daha önce ismi dahi hiç konuşulmayan, hiç kimsenin tanımadığı ya da tanıyanın da Uşaklı olduğunu bilmediği, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı ile nam salmış bir sözüm ona gazeteci ikinci sıradan aday yapılıverdi. Nurullah Çavuşoğlu dışarıdan bir aday gelebileceğini seçimlerden altı ay kadar önce demişti de ihtimal dahi vermemiştim hem de son ana dek. Liste açıklanınca Nurullah Çavuşoğlu’na bir kez daha pes dedim. Gerçi O, Uğur Işılak gibi daha popüler bir isim beklediğini açıklamıştı ama sonuçta dışarıdan bir aday yollanabileceğine ilişkin tahminin de haklı çıktığını hayretler içerisinde hep beraber  müşahade etmiş olduk.

26 aday adayı yaklaşık iki ay boyunca, ilkokul çocuklarının müsameresini aratmayacak nitelikte bir takım çalışma ve faaliyetlere imza attı. Herkes birbirini taklit etti. Aşağı yukarı aynı klişe sözlerle bilboardlara çıktılar, aynı klişe hareketler ile ziyaret ettikleri yerlerden resimler paylaştılar, aynı bilindik sahte yüzler, bilindik sahte gülüşler ve samimiyetten uzak pozlar... Tabi ki herkes bunları Facebook ve Twitter hesaplarından paylaşmayı da ihmal etmediler. Birbirilerinin beğeni sayılarına baktılar, Onu kim beğenmiş, beni kaç kişi beğenmiş gibi acayip ve akıl almaz işlere daldılar. Tabi hiç kimseyi basının karşısında mülakat verirken ya da soru cevaplarken görmedik, hiç kimseyi "evet budur" dedirtecek cinsten konuşmalar yaparken izleme ya da gözlemleme imkanı bulamadık. Kaldı ki herkes tanıdıklarına, daha çok kendi partililerine ve STK’lara gitti. Yani yine körler sağırlar birbirini ağırladı diyebileceğimiz bir takım faaliyetler oldu o kadar. Bu sırada belki bir miktar ekonomi canlanmış olabilir.Tabi bu arada herkesin ilk üçe dair öngörüleri vardı. Aday adaylarının hemen tamamına yakını zaten söz almıştı ve kesinlikle adaydı vs. bunları konuşmaya eleştirmeye bile değer bulmuyorum açıkçası.

Gelelim MHP’ye Ak Parti’den farklı olarak bu partide Genel Merkez kime sorduğu ve hangi ara yaptığı bir türlü bilinemeyen anketler  yaptı, ha bir de internet üzerinden sonucunun oynanıp oynanmadığından asla emin olamayacağımız bir anket çalışması düzenleyiverdi. MHP’deki aday adayı sayısı 14’tü. Burada aday adaylarımız bol bol gezdi, ziyaretler gerçekleştirilip vatandaşların dertleri dinlendi. Ama sadece dert dinlendi çünkü; kimsenin çözüm önerisi koyacak bir vizyonu maalesef yoktu, resimler çekildi, yine klişe sözlerle bilboardlara çıkıldı. Kimisi esnaf, memur, işçi benim dedi, kimisi herkesi kucaklayan bir milletvekili olacağım dedi, kimisi Genel Merkez tarafından vazifelendirildiğini söyledi, kimisi teşkilatların ağız birliği ettiği isim olduğum için aday adayıyım dedi. Herkesin aday olmak için mutlaka bir geçerli sebebi vardı ama, çoğu aday adayının birden fazla gerekçesi dahi yoktu. Hadi bazılarının birkaç tane daha saydığı olabilmiştir diyelim. Bu arada hemen belirteyim; aday adaylarının profili de hemen her partide aşağı yukarı aynıydı.( Birkaç istisna hariç.) MHP’nin aday adaylarından da yine ciddi politik söylemlere pek rastlamadık maalesef. Bir TV programına, gazeteye ya da internet haber sitesine mülakat veren, röportaj yapan ya da çıkıp basın karşısında çatır çatır kendini ifade edebilen birkaç istisna aday adayı vardı o kadar. İsmail Oskay bu duruma, yani istisnalara örnek olarak verilebilir. 

Gelelim CHP’ye... CHP’de önseçim vardı, kabul ediyorum ki üyelere ön seçim mahiyeti layıkı ile anlatılmamıştı. Kabul ediyorum ki üyelerin yarıya yakını belki de verdiği oyun ne anlama geldiğini tam olarak idrak edebilmiş değildi. Ön seçimde oy kullanacak üyelerin önceden bilinçlendirilmesinin gerekliği çok net ortadaydı. Yine kabul ediyorum ki; aday adaylarının büyük çoğunluğunun her tanıtım toplantısında aynı metni okumuş olmaları, aday adaylarının diğer iki partide olduğu gibi politik söylemlerinin çok fazla olmamasından dolayı da bu anlamda beklediğimden kısır bir ön seçim süreci yaşadık. Tüm bunlar baştan kabulum, elbetteki eleştirilebilecek daha bir çok yönü olabilir, ama hiç değilse Genel Merkez, hiç kimsenin tanımadığı bilmediği isimleri dayatmadı CHP’lilere. Hiç değilse CHP Genel Merkezi, Hakim Nezaretinde bir ön seçim süreci yaşama, vekil adayını belirleme fırsat ve imkanını kendi üyelerine tanıdı. Hiç değilse gerçekten demokratik bir ortamda aday adayları yarıştı ve sonuçtan herkes kendi payına dersler çıkarma imkanı buldu. Elbette bu bir kültür işidir ve zamanla oturur, örgütte kendi eksiklerini gördü, aday adayı olan arkadaşlarda. Bir sonraki seçimlerde gerçekleşecek olan ön seçimin bu eksikleri giderilmiş ve yanlışları düzeltilmiş şekilde yapılacağını göz önünde bulundurursak; hem kentin politik kültürüne, hem politikaya ve politikacıya kazandıracağı kaliteye katkısı asla yadsınamaz. Demokrasi zaten sürekli tekamül eden bir olgudur ve tekamülü için parlamentoda partiler de, partililer de üzerlerine düşeni yapmak zorundadır. Bu tekamül ön seçimlerle gerçekleşir, bu tekamül herkese mümkün mertebe eşit fırsatlar tanımakla gerçekleşir. Bu tekamül tiyatro oynayarak asla gerçekleşemez; hatta bu türden süreçler, bir de tepeden inme isimlerin atanması ile beraber partililer açısından hüsranla sonuçlanarak bu tekamüle zarar dahi verebilir. Bu nedenle partilerin yöneticileri dikkatli olmak zorundadır.

Gelelim sonuca; öncelikle sonuçları itibarı ile bu sürecin kentimize, bu süreç neticesinde ortaya çıkan adayların partilerine hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bu sürecin Uşak’taki kazananı yazımın bütününden de anlaşılacağı gibi hiç kuşkusuz Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Hem tabanını diri tuttu, hem seçim sürecine çok erken girmiş oldu. Hem her gün her gece on ayrı yerde CHP’nin gündem edilmesine vesile oldu, hem de Genel Merkez ile taban arasında çok ciddi bir ahenk ve güven oluşmasına vesile oldu. Ak Parti ve MHP bu sürecin kaybedeni muhakkak ama, en çok kaybeden Ak parti. Neden MHP’de aynı şeyleri aşağı yukarı yapmış ve yaşamışken, her ikisinde de tepeden inme aday varken Ak parti MHP’ye oranla daha çok kaybetti sorusunun cevabı ise gayet net. 

1)Ak Parti’de MHP’ye oranla aday olma beklentisi içine giren insan sayısı fazla idi ve hepsi kendilerini aşağılanmış hissetti. 

2) Ak Parti’nin tepeden inme gönderdiği adayı hiç kimse tanımazken MHP’nin adayı hiç değilse Uşak’a pek bir faydası dokunmamış olsa da Merkez Bankası Başkanlığı, Eski Cumhurbaşkanı Abullah Gül’ün danışmanlığı gibi vazifelerde bulunaması hasebi ile tabanın ve aday adaylarının daha kolay kabullenebileceği bir isim. 

Ayrıca sizler de takdir edersiniz ki; AK Parti'nin atadığı isimle Durmuş Yılmaz’ın kalibresini ve kalitesini kıyas etmek dahi abesle iştigaldir. Bir sonraki yazımda hangi aday adaylarının kazanıp, hangilerinin kaybettiğini daha geniş ve tek tek ele alacağımı belirterek sürçi lisan ettimse affola diyor, saygılarımı sunuyorum.


          
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
uşaklı 5 yıl önce

durmus yılmaz ismi usak için bir fırsattır ancak mhp durmus yılmaz gelmeden daha adayb adaylığkları ve kongreler surecinde yakaladığı ivme ile bir vekili garanti̇lemi̇şti̇.şi̇mdi̇ durmus beyle i̇ki̇ ye kosacak. ismai̇l oskay gi̇bi̇ tabanda kabul gören teski̇latin i̇çi̇nden gelen adaylar dahi̇ durmuş beyi̇ sahi̇plenmi̇şti̇r. durmus bey ne kadar büyük i̇si̇m olursa olsun i̇smai̇l oskay, muhammmet gür gi̇bi̇ i̇si̇mler kirilip küsseydi̇ bunun sahaya yansimalari tehli̇keli̇ olabi̇li̇rdi̇. ama su anda mhp i̇ki̇ye kosuyor.

Avatar
İşte fırsat 5 yıl önce

tüm olan bitenleri,tüyü bitmemiş yetim hakkı yiyenleri işte fırsat görün artık,görün artık.

Avatar
hadi bakalım çavuş 5 yıl önce

çavuş konuşuyodun habire görelim bakalım çalışmaları,,,

Avatar
kadir genç 5 yıl önce

nurullah çavuşoğlunun katkıları ile chp üç sıfır alacak göreceksiniz.

Avatar
ak parti yöneticisi 5 yıl önce

yorumlarınızın bir kısmına katılmakla beraber objektif olmadığınızı ve partimizin aday adaylığı sürecini kulaktan dolma bilgilerle takip ettiğinizi düşünüyorum.eğer gerçekten birebir bu süreci takip edebilmiş olsaydınız kaybedenin sadece bld.başk.olmadığını görürdünüz.basri başkan,kadın kolları bşk da bu sürecin kaybedenidir.basri başkan kendi desteklediği her dediğini yapacak mehmet aslan ve recep özen temayülden kötü çıkınca sonuçlar belli değil diye açıklama yaptı.m.altayda,a.tunç da herkes sıralamanın nasıl olduğunu biliyor.devlet sırrı değil ki bu.bu sürecin bence tek kazananı ayşe yapıcı hanımdır.kendisini bu süreçte tanıdım.ak partinin ideolojisini ve yerel sorunları en iyi anlatan aday adayımızdı.tanıtım toplantılarını,yerel medya yazılarını takip etseydiniz ne dediğimi anlardınız.kadın kolları başkanının destekler gibi görünüp aleyhine çalışmasına rağmen temayülden de stk danda çok iyi sonuç aldı.bir sonraki seçimlerde partimizin yükselen değeri olarak vekil seçilecektir.

Avatar
Değerli Uşak Halkı 5 yıl önce

sorgulayın bakalım; durmuş yılmaz merkez bankası başkanı idi diye hava atanlar ekonomi bu yüzden mi battı? yada danışmanı olduğu abdullah gül bu ülkeye ihanet içerisinde olan akpnin kurucusu değil mi? sorgulayın bakalım; bu memleket yunanı kabul etmeyen bir memleket değil mi? ne işi var burada atatürk düşmanlarının.o vekilimiz olsa utanmayacak mısınız sorgulayın? sorgulayın bakalım 4 sene vekil olup hiç adı duyulmayan mehmet altay neden yeniden vekil yapılmak isteniyor. uşaktan tonla para kazandığı halde doğru dürüst hiç faydası olmayan tüpragın avukatı olduğu için olmasın. sorgulayın bakalım chp neden nurullah çavuşoğlu gibi donanımı birkimi ülke ve kent sevgisi oratada olan bir isim dururken özkan yalım ve ismet aydın gibi parasından başka hiç bir artıları olmayan, ne ülke kent sevgisinden nede tarih ve kültür birikiminden haberi olmayan isimleri aday gösterdi. acaba bizimle maytap mı geçiyorlar bi sorgulayın bakalım.yoksa biz uşak halkı olarak dalga geçilmeyi çoktan hakettik mi?

Avatar
emre akıncı 5 yıl önce

bir ak partili olarak bazı gerçekleri yazmassam içim rahat etmeyecek.
1) uşak eski vekili yeniden kaldırmaz. aynı mesut apaydın ın durumu gibi olacak. o kadar adayın içinden neden yeni bir yüz konulmadı.
2) ikinci sıra aday çok mu arandı. 27 tane aday adayının içinden bi tane mi yeterli aday yok. tepeden inme adam getiriliyor. noldu anketler, kamuoyu yoklamaları...
bu sonuçlar bize gösteriyorki düne kadar 2 ak parti 1 chp diyen ben, şimdi diyorum ki 2 chp 1 mhp alır diyorum. bunu da bi kenara lütfen yazın...

Avatar
Nadir KUMAŞ 5 yıl önce

ak parti zaten belediye başkanıu nurullah cahanın yolsuzluk haberleri menzilcilere çektiği peşkeşler ve bir çivi çakmadan yılı doldurduğu için iki vekili teke düşürmüştü. bu liste ile beraber özellikle bir ve ikinci sıradaki yanlış tercihleri ile beraber bir milletvekili çıkarma şansını da kaybetti.basri yıldırım çok iyi il başkanı olmasına rağmen fatura ona kesilecek ona yanarım. genel merkez cahan efendinin kulağını çekseydi, bir iş yapmadı ama hiç değilse menzilcileri temizleseydi belediyeden adam gibi de bir liste gönderseydi belki seçim alınabilirdi ama şu anda artık mümkün değil. cahan basri güle güle el ele gönül gönüle...