Cahan'ın iddia ettiği gibi Çavuşoğlu kendisiyle savaşta mı? Yoksa durum tam tersi mi?
Uşak Haber Merkezi eski editörü Nurullah Çavuşoğlu hakkında fake hesaplar üzerinden olumsuz algı oluşturma gayretlerinde başarılı olamayınca basına verdiği beyanatlarda Çavuşoğlu'nu fitneci olmakla suçlayan ve kendisine savaş açtığı iddialarını ara ara yani halktan fırsat buldukça dile getiren Uşak Belediye Başkanı Nurullah Cahan ile Çavuşoğlu'nun ya da Uşak Haber Merkezi ekibinin hikayesini geçmişten günümüze olduğu gibi anlatmaya karar verdim. Bu hususta daha önce izin istediğim Çavuşoğlu gerek yok demişti. Ancak geçtiğimiz haftalarda verdiği bir ropörtajda Cahan'ın başkanlığına ömür biçen ve Cahan'ın 2016 yılı sonuna kadar başkanlık koltuğundan uzaklaşacağını söyleyen Çavuşoğlu'na 2016 bitmeden anlatayım diye müsade isteyince telefonda beni kırmadı sağolsun. Emek emek yazacağım belki uzun olacak ama sürükleyici olacağını düşünüyorum rica ediyorum askerin hatırına tamamını okuyun.

Bir önceki yazımda Cahan'ın Çavuşoğlu bize savaş açtı iddialarına yanıt vermiş ve şayet Çavuşoğlu savaş açmış olsaydı Cahan'a neler olabileceğini sizlere bütün boyutlarıyla aktarmıştım. Önceki yazımdan bir kaç hatırlatma yaptıktan sonra Cahan ve Çavuşoğlu arasında geçen ve bilinmesi gereken her şeyi bütün şeffaflığı ile ortaya dökeceğim. Çavuşoğlu mu Cahan'la savaşta yoksa bilakis Cahan mı Çavuşoğlu'na savaş açtı? Sorusuna yanıt vermeye lüzum yok sanırım. Bizim sitemizde ya da gazetemizde Cahan ya da Belediye ilgili yayımlanmış ve cezaya layık görülmüş tek bir haber ya da yorum bile çıkmadı. Düşünsenize, yüzlerce eleştirisel makale ve haber çıkacak gazetenizde onlarca yolsuzluk ya da usulsüzlük haberi yapacaksınız ama bir tanesiyle ilgili bile dava açılmasını sağlayamayacaksınız. Üstelik Başkan hukukçu, siyasi kimliğinin ne olduğunu bile kimsenin bilmediği, hiç bir sorumluluğu ya da halkta veya partide karşılığı olmadığı halde başkan yardımcısı da Avukat. Üstelik bu güne dek Belediye aleyhindeki yolsuzluk ve usulsüzlük haberlerimizin ve eleştirisel makalelerimizin tamamına yakını hakkında suç duyurusunda bulunuldu ancak tamamına yakını ile ilgili takipsizlik kararı verildi. Yani haberlerimiz ya da yazılarımızdan dolayı yargılamaya bile gerek duyulmadı. Sanırım bunun ne anlama geldiğini söylememe lüzum yok.

Bu güne dek Belediyenin şikayetleri arasında tek davaya değer bulunan haberimiz ise Ramazan ayında Menzilcilerin yurduna indirilirken yakalayıp görüntülediğimiz fakir fukaraya dağıtılmak üzere Belediye bütçesince hazırlanmış gıda paketlerine ilişkin haberimiz. O haber hakkında niçin dava açılmaya ve yargılanmanıza gerek görüldü sorusuna da yanıt vereyim dilerseniz. Savcılığa verdikleri savunmada Belediye Menzilcilerin yurdunu depo olarak kiraladıklarını iddia etmişti. Tabi ki bu durumda bizim görüntülerin bir anlamı da kalmıyor ve haberimizin iftira olma ihtimali doğuyordu. Sanırım bu yüzden Savcı dava açmış. Ancak hakim huzurunda o dönem Haber Editörümüz olan Nurullah Çavuşoğlu mademki burayı depo olarak kiraladıklarını söylüyorlar öncelikle kira sözleşmesi ibraz etmeleri gerekiyor deyince, Belediye avukatı bizim böyle bir beyanımız yok, biz oraya depo demiyoruz. Hatta haberde bahsi geçtiği gibi paketleri yurda hiç indirmedik diyor. Bunun üzerine Hakimin peki o halde bu görüntüler neyin nesi? Ayrıca madem bu yurda paket indirmediniz o halde niçin ilk savunmanızda Savcılığa burası depomuzdu bu yüzden indirmiştik dediniz? Sorusuna yanıt veren Belediye avukatı efendim o görüntüler de yalan. Biz bu davayla ilgili yeni deliller sunmak için sizden süre istiyoruz deyince Hakim gülerek davayı başka bir tarihe erteliyor. Yani görünen o ki o davadan da beraat edeceğiz.

Haberlerimiz dışında ne belediye başkanına ne çevresine bizden ulaşmış hiç bir zarar olmadığına ve haberlerimizin tümünün doğruluğunun bu yolla kabul edildiği gerçeğine bakılırsa demekki ne Nurullah Çavuşoğlu'nun ne de ekip olarak bizim Cahan'a herhangi bir düşmanlığımız olmadığı gibi açtığımız bir savaşta söz konusu değilmiş. Demekki bizler gazeteci olarak vazifemizi yapmak dışında Cahan'a hiç zarar vermemişiz. Ayrıca bir önceki yazımda hatırlarsanız Cahan'a şayet iddia ettiği gibi savaş açmış olsaydık, hiç hukuk dairesinden çıkmadan ve sadece gazetecilik maharetlerimizi biraz daha ortaya koyup az fazla gayret göstererek neler yapabileceğimizi tek tek izah etmiştim. Nurulah Çavuşoğlu Cahan seçildiği tarihten bu yana tek bir belediye meclisi toplantısına bile katılmadı. Ali Erdoğan döneminde önemli kararların verildiği bütün meclis toplantılarını bizzat takip eden ve meclis üyeleri üzerindeki bütün etkisini kullanan Çavuşoğlu Cahan'ın döneminde emin olun elinden gelenin onda biri bile gayret göstermedi. Hatta editörlük vazifesini bile bırakıp işi tamamen bizlerin üzerine yıktı. Kendisinin Cahan aleyhinde yazdığı makale sayısına baksanız yine anlarsınız anlatmak istediğimi. Neyse gerçekten uğraşılsa Cahan'la özellikle neler olabileceğini siz zaten tahmin edebiliyorsunuzdur. Ayrıca bir önceki yazıma göz gezdirerek ne söylemek istediğimi anlayabilirsiniz. Kaldı ki artık bunları yazmak yersiz çünkü yazımın başında da dediğim gibi Çavuşoğlu; Cahanın Başkanlık süresi için tarih verdi ve en geç bu yılın sonuna kadar Belediye Başkanının görevi bırakmak zorunda kalacağını iddia etti. Bekleyip göreceğiz Çavuşoğlu'nun bu öngörüsünün tezahür edip etmeyeceğini.

Ben şimdiden söyleyeyim O söylüyorsa illaki bir bildiği vardır ve olur. Kaldı ki Çavuşoğlu'nun söylediği pek çok öngörünün defalarca gerçekleştiğine hem ben hemde Uşak halkı tanıktır zaten, biz konumuza dönelim ve Çavuşoğlu Cahan hikayesini anlatayım sizlere. Gerçekten Cahan'ın ve beslediği sözde basının iddia ettiği gibi mesele Atapark mı? Yoksa yapılan haksızlıkları, yolsuzlukları vs örtmek için uydurulmuş bir yalan mı atapark meselesi. Hatırlarsanız Ali Erdaoğan'da ne zaman bizden yana başı sıkışsa hemen Ataparkı gündem eder ve Atapark üzerinden bizi tehdit ederdi. Çavuşoğlu Ali Erdoğan'ın kendisini sürekli Atapark üzerinden tehdit ettiğini açıkça bir ropörtajında beyan etmişti zaten. Yani Cahan her alanda olduğu gibi bu alanda Ali Erdoğan'ın izinde gidiyor diyebiliriz rahatlıkla.

Bildiğiniz üzere Uşak'ta Ajans faaliyetleri yürüten ve pek çok seçimin sonucuna ilişkin yaptığı tahminleri neredeyse kılı kılna tutturmasıyla ün kazanan Marka Ajans isimli firmanın sahibiyim ve Marka Ajans bünyesinde zaman zaman politikacılara danışmanlık hizmeti de vermişliğimiz çoktur. Uşak Belediye Başkanı Nurullah Cahan'da daha aday adaylığını ilan etmeden önce anlaştığım ve elbetteki belli ücretler karşılığında danışmanlık hizmeti verdiğim bir politikacıdır ve bütün Uşak bunu bilmektedir. Bu danışmanlık ve medya desteği (Üç Köşe yazısı ve seçim çalışmalarının yerinde gözlemlenerek haberleştirilmesi ile sınırlı medya desteği) karşılığında belli bir ücret aldığımızı da inkar edecek değilim. Zaten daha önce de Çavuşoğlu rakamları bile vererek bunu ilan etmişti. Ancak şunu hemen belirtmeliyim ki; Nurullah Cahan ile anlaşmadan önce Erkan Çuhadar, Nurullah Çavuşoğlu Mehmet Ali Kandilli ve şahsımın katıldığı bir toplantıda; Cahan'dan kesinlikle paralelle mücadele edileceği, Ali Erdoğan döneminde paralel yapılanmanın yaptığı iddia edilen yolsuzlukların üzerine gidilip gerekli hukuki işlemlerin yapılacağı konusunda ve dürüst olacağı gibi ayrıca şeffaf bir yönetim anlayışı benimseyip hiç değilse iki ayda bir, Belediyenin yaptığı doğrudan temin ya da ihalelerin bir bülten şeklinde basılıp dağıtılarak halka arz ve ilan edileceği gibi hususlar da anlaşmıştık. Hatta Cahan efendi bu hususlarda ne pahasına olursa olsun şartları yerine getireceğine dair namus sözü vermişti. Hatta yine aynı toplantıda Çavuşoğlu Cahan'a ve AKP'ye asla oy vermeyeceğini ve istemeyeceğini de baştan pazarlığın içine koyuyor. Yani anlaşma sadece Marka Ajans ve Mustafa Yüce'nin ekibi ile sınırlı şekilde yapılıyor. Şayet yalanlanırsa bu durumun, hem tanıklar hem de başka deliller eşliğinde tarafımca ispat edebileceğimin de bilinmesini isterim.

Neyse hatırlayın Cahan; belediye meclis üyelerinin belirlenmesi esnasında geçtiğimiz seçimler öncesi Gülen'le resimlerinin basına Cahan tarafından sızdırıldığı iddia edilen Ak Parti Milletvekili Mehmet Altay'ın; Ali Osman Gürmen başta olmak üzere Uğur Çakmak'ın etkisiyle cemaate yakın bazı isimleri meclis üyesi yazdırmak istediğini ancak kendisinin dik durarak pek çok ismin yazılmasının önüne geçtiğini bizzat bana anlatmış ve ben bu durumu o dönem Cahan dik duruşu ile umut veriyor başlıklı bir makalemde anlatmış ve Cahan'ın paralele geçit vermemek için Mehmet Gün ve Mehmet Altay'a karşı mücadele verdiğini belirterek kendisinden malesef övgüyle bahsetmiştim. Gerçi o anki samimiyetine eminim ve aslında bu övgüyü o anda haketmişti. Düşünün tarih Mart 2014 yani 17/25 Aralık sonrası ve Altay ile Cahan paralelci olduğu iddia edilen isimleri yazıp yazmamak hususunda partide oluşturulan komisyonda kavga ediyor ve biz de bu durumdan Uşak kamuoyunu haberdar ediyoruz. Dileyen o haberi arşivimizden tarayıp bulup yeniden okuyabilir. Zaten buraya kadar Cahan ile çalışmalarımızda hiç bir problem yoktu ve Cahan samimi davranıyordu. Ama Belediye Meclisi üyesi adayları listesi netleşip, Genel Merkeze teslim edileceği günün bir gece öncesi liste ile Uşak Haber Merkezi ofisine gelen Cahan'ın elindeki Genel Merkeze teslim edilecek listenin son şeklini görünce Erkan Çuhadar listeyi hiç bir şey konuşmadan yırtıyor. Çünkü listede şimdi isimlerini ifşa etmemin uygun olmayacağı ama politikayla ilgili herkesin az çok tahmin edeceği üzerinde paralelci şüphesi bulunan pek çok isim var. Çavuşoğlu'da listeyi duyunca çileden çıkıyor ve özetle; sen bu listeyi Genel Merkeze götürürsen bizimle yaptığın  anlaşmayı unut diyor Cahan'a. Cahan bunun üzerine listeyi değiştirme sözü veriyor ve Genel Merkezden liste teslimi için YSK'ya teslim edileceği güne kadar süre istemek ve listeyi paralelci olmadığına emin olunan isimlerden oluşturup 10 gün sonra teslim etme sözü vererek ofisten sabaha karşı 4.25'te ayrılıyor. Cahan'ın bu esnada yanında yeğeni ve şimdiki özel kalem müdürü Seyfullah Furtana'da var. İddia ediyorum asla yalanlayamazlar bu söylediklerimi kaldı ki başta da söylediğim gibi bu yazımdaki tek cümleyi yalanlama cesareti gösterirlerse ispat ve delillerini ortaya koyabilirim. O gece bizim ofisten ayrıldıktan sonra o dönemin İl Başkanı Basri Yıldırım ve Kadın Kolları Başkanı İlknur Ertuğrul'la birlikte Cahan Genel Merkeze gidip ilave süre istemek üzere Ankara'ya yola çıkıyorlar. Sabah Çavuşoğlu ve Çuhadar'ın ısrarlı aramalarına rağmen telefonlarına bakmayan Yıldırım ve Cahan ikilisi listeyi aynıyla Genel Merkeze teslim ediyorlar. Böylece yani daha önce paralelci olduklarını bizzat Cahan'ın söylediği pek çok ismin de içinde bulunduğu Belediye Meclisi üyesi adayları listesinin Genel Merkeze teslim edilip paralelci şüphesi olan insanların Meclis üyesi adayı yapılmasıyla beraber Uşak Haber Merkezi ekibi ile Cahan arasındaki ilk problem ortaya çıkmış oluyor. Ama daha sonra Uşak Haber Merkezi ofisine gelen Cahan çok dikkatli olacağına söz vererek durumu tamir etmeye çalışıyor.

Daha sonra CHP'de Ali Erdoğan'ın adaylığını sağlayamayan cemaatçilerin o dönemki operasyonel ismi Hazim Sesli; MHP belediye Başkanı Adayı Alpay Özgür'ün yanında fotoğraf veriyor ve böylece paralelciler, bizim, olası Alpay Özgür Uşak Haber Merkezi anlaşmamızın önünü kesmiş oluyorlar. Çünkü bizim Gülen cemaatine ve Hazim Sesli'ye tavrımız öteden beri net ve bütün Uşak kamuoyunca bilinmekte.  Alpay Özgür'e ellerinde Cahan'a ait bir bomba olduğunu ve bunu seçimden on gün önce servis etmek suretiyle seçimleri kendisinin kazanmasını sağlayacakları vaadinde bulunan Sesli ve ekibi,  (bu bilgi kulis bilgisidir) böylece Özgür'ün iştahını kabartmak suretiyle etkileri altına alıyorlar. Alpay Özgür ise seçim kazanmak isteyen bir politikacı olarak kendisine cemaatin vereceği her türlü desteği geri çevirmiyor tabiki doğal olarak. CHP'de ise Dalyan Özdemir, Bülent Horasan'ın bir ayak oyunu ile masadan kaldırılıyor ve Bülent Yazgan gibi en son olması gereken isim aday yapılıyor. Hakkında tefecilik iddiaları olan ve bizim o dönem tefecilikten yargılandığına emin olduğumuz Bülent Yazgan ile anlaşmamız da elbetteki mümkün olmuyor. Böylece hem MHP hem de CHP alternatifi ortadan kalkınca Cahan'a gün doğuyor.  Her neyse seçimlere çok yaklaşıldığı bir gün bir yerel tv'ye canlı yayına çıkan Alpay Özgür cemaatin kendisine vaad ettiği Nurullah Cahan aleyhindeki bombaya güvendiği için midir? Bilinmez. Oldukça iddialı sözler sarfediyor ve seçimleri ben kazanacağım kesinlikle diyor. Perşembe günü bir bomba patlayacak ve bütün Uşak beni konuşacak diyor hatta. Ama Perşembe günü bütün Uşak Alpay Özgür'ü konuşmuyor. Çünkü Çarşamba günü gece bir araya gelen Ali Erdoğan ile Nurullah Cahan Perşembe günü anlaştıklarını ilan ediveriyorlar. Ali Erdoğan il dışına çıkıyor ve vekaletini Nurullah Cahan'a veriyor. Tabi ki hemen cemaatin her daim kullandığı medya bunu cemaatin ve dolayısıyla Ali Erdoğan'ın Cahan'a desteği olarak lanse eden haberleri servis ediveriyor. Tabi ki bu olaylar olurken önceden neredeyse her akşam ofise gelip muhabbeti özlüyorum duramıyorum muhabbetinizi dinlemeden diyen Cahan'ın ayağı bizim ofisten kesiliveriyor. Daha sonra Ali Erdoğan; Cahan'a olan desteğini açıktan da ilan ediyor. Tabi ki bu ilanın ardından Cahan Nurullah Çavuşoğlu'nun telefonlarını bile açmaz oluyor yine. Kaldı ki zaten artık bize ihtiyacı kalmıyor Cahan'ın.

Seçimin yapıldığı günün gecesi, Cahan'ın seçim kutlamalarının sona ermesinin ardından Cahan yine ilk olarak bizim ofise ziyarete geliyor ve eski sözlerinin arkasında olduğunu ifade ediyor. Ama bir yıla yakın bir zaman geçmesine rağmen ne tek çivi çakıyor verdiği sözlere dair nede şeffaflık ve dürüstlük adına bize verdiği namus sözlerine riayet ediyor Cahan. Kentpark projesi masal oluyor birdenbire ve Cahan Menzilcileri çaktırmadan doldurmaya başlıyor Belediyeye. Erol Korkmaz Ali Rıza Çümen derken iş raydan çıkıyor. Seçimlerden yaklaşık 5 ay sonra 1 Eylül tarihinde ilk sıkıntı yaşanıyor ve Uğur Işılak'ın konseri günü yaşananları Çavuşoğlu verdiği bir mülakatta çok ağır şekilde eleştiriyor. Bu arada Cahan tabi bizimle selamı sabahı tamamen kesiyor. Ardından biz ara ara Cahan'ı eleştiren haberler giriyoruz ama yeni seçilmiş olduğu için de zaman tanımak istiyoruz. Arada Basri Yıldırım gelip gidiyor Çavuşoğlu'nun yanına ve Basri Yıldırım'a; Cahan'ın PKK'ya ve Menzile yakın olduğu iddia edilen bir firmaya hizmet alımı işi vereceği bilgisinin kendisine eriştiğini  söylüyor. Diyarbakır Belediyesinden iş alabilen Diyarbakır'lı bir firmanın, önce İzmir'e bir şube açıp aynı şartnameyle gelip Uşak'ta da o şartnameyle iş almak üzere olduğunu söylüyor Çavuşoğlu ve bu iş o firmaya verilirse biz bunu haberleştiririz ve çok ağır eleştiririz diyor. Yıldırım haberinin olmadığını söylüyor ve ihale ve firma hakkındaki bilgileri Çavuşoğlu'ndan daha doğrusu benden alıyor ve ihalenin iptal edileceği sözünü vererek ayrılıyor. Ertesi günü yeniden yanımıza gelen Yıldırım ihalenin iptal edildiğini söylüyor. O zaman Çavuşoğlu madem ihaleyi iptal ettiniz Cahan bu ihaleyi bu firma için hazırlayan yani bu tezgahı kuran kimse istifa ettirin diyor. Basri Yılıdırım tezgahtan Nurullah Cahan'ın haberdar olmadığına yemin ediyor ve Erol Korkmaz'ın işi olduğunu söyleyip, Korkmaz'ın istifasını sağlamak için az bir zaman isteyerek oradan ayrılıyor. Tabii bu zaman bir türlü gelmiyor ve Korkmaz isitfa etmediği gibi başka kötü kokularda belediyeden geliyor.

2015'in yılbaşısı günü Nurullah Çavuşoğlu yılbaşı tatilini geçirmek üzere İzmir'de olduğu esnada İsmail Ağar Atapark'a gelerek,Nurullah Cahan adına Erkan Çuhadar ile görüşüyor. Çuhadar'a Çavuşoğlu'nun susması gerektiğini, Ak Partiyi eleştirebileceğini ancak  Menzil'le ve Belediye ile ilgili eleştirilerini sürdürdüğü takdirde Atapark'ın sözleşmesinin sonlandırılacağını ve bizim üzerimize Devletin bütün kurumları ile birlikte gelinebileceğini söylüyor. Cahan'ın bizimle bir probleminin olmadığını dilediğimiz gibi Belediyenin imkanlarının bize sunulacağını, hatta bizden başka hiç bir basın kuruluşunu belediyeye sokmayacağının ve Belediyenin yalnızca Uşak Haber Merkezi ile çalışacağını söylüyor. Çavuşoğlu'nun susması halinde belediyenin bütün imkan ve kapılarının ardına kadar açılacağını söylüyor. Erkan Çuhadar bizim para gibi bir derdimiz yok. Atapark meselesine gelince bizim hukukuz hiç bir şeyimiz yok burada ve kiramızı da günü gününe ödeyen tek işletmeyiz bizim sözleşmemiz var ve Ali Erdoğan zamanında açılan ihaleye girerek aldık biz buranın işletmesini dolayısıyla ekşi yemedik ki karnımız ağrısın İsmail abi, ekşi yiyen Cahan diyor. Biz Belediyede hırsızlık var diyoruz yolsuzluk var diyoruz yalansa çıksın yalan desin Cahan haberlerimize ama bizden asla susmamızı beklemesin. Susmamızı bekliyorsa yolsuzluk yapılmasına göz yummasın imza atmamakla kurtulamaz bu işlerden ileride üstelik diyor. İsmail Ağar bunun  üzerine ben aracıyım ama yolsuzluk hırsızlık varsa bende yokum Erkan diyor. Erkan Çuhadar yolsuzluk olaylarını tek tek izah edince de İsmail Ağar oradan ayrılıyor. Tabii ki Çavuşoğlu iki gün sonra gelir gelmez haberleri peş peşe sıralıyoruz yolsuzluk haberlerini vs. Bunun üzerine "Kimse Devletin Gücünü Sınamaya Kalkmasın" şeklinde tehditvari açıklamalar yapan Beldiye Başkan Yardımcısı Hakan Uludağ Ataparkın sözleşmesini fesh ettiklerini ilan ediyor basın aracılığı ile.

Tabii ki Bölge İdare Mahkemesinden yürütmeyi durdurma kararı alınması onların planına göre aylar sürecek ve Belediye Valilik eliyle 15 gün içerisinde bize Atapark'ı boşalttıracak. Ancak evdeki hesap çarşıya uymuyor. Allah'ın işi işte mümkün olmayan oluyor ve Bölge İdare Mahkemesinde aylarca sıra beklemesi gereken ya da beklenen dosya bir şekilde öne aldırılıyor ve daha ilk salı toplanan Bölge İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı alıyor. Yani hiç bir gerekçe göstermeksizin Atapark sözleşmesini iptal etmeye kalkan Belediye Başkanını Bölge İdare Mahkemesi haksız buluyor. Hatta Cahan haber gönderiyor Mahkeme kararına uymayacağını ve Ataparkı başımıza yıktıracağını polis zoruyla boşalttrıacağını söylüyor ama Uşak Haber Merkezi ekibi mahkeme kararına uymak zorunda olduklarını onlara hatırlatıp bu tehditlere pabuç bırakmayınca işletme devam ediyor. Bu esnada SGK görevlileri geliyor ofise ve yukarıdan emir geldiğini ve inceleme yapmak zorunda olduklarını söylüyorlar ama sigortasız çalışanımızın olmadığını ve herşeyimizin kanunlara uygun olduğunu anlayınca bir zabıt tutup gidiyorlar. Peşi sıra gelen baskılar bize Vali Seddar Yavuz'un devreye girerek bize baskıyı artırdığını gösteriyor. Tabii ki hiç bir zaman zerre kanunsuz işi olmayan Uşak Haber Merkezi ekibini bu yolla da eğemeyince Cahan bir sabah kepçeleri yolluyor Ataparka ve etrafını adeta patates tarlasına döndürerek işletmeyi çalışamaz işletilemez hale getiriyor. Bu esnada açılan fake hesaplarından edilen iftira yada hakaretleri saymama sanırım lüzum yok. Bizim ataparkta nargilenin içerisine uyuşturucu kattığımız iftirasını bile atabiliyorlar. Elbetteki nargile zaten kaç paraki millet nargile tütününü bile pahalı bulurken uyuşturucu katılsa nasıl çıkılır o işin içinden diyerek vatandaşın işi çözeceğini düşünemiyor iddiayı ortaya atanlar. Yani her zaman olduğu gibi milleti aptal yerine koyuyorlar. Çavuşoğlu'nun muta nikahlı eşlerinin olduğu iftirasını mı atmadılar? Çavuşoğlu'na Nemrut Firavun benzetmesi gibi gülünç hakaretler mi etmediler kendilerince bu fake sayfalarından. Atapark o hale gelince biz işletmeyi durdurduk tabi kira da ödemedik ödeyemedik. Bu yüzden de kiraları ödemediğimiz gerekçesiyle sözleşmeyi fesh etme imkanı buldular. Zaten ondan sonra yaşananlarda Nurullah Cahan'ın Uşak'ı getirdiği noktada, Uşak Haber Merkezinin ve bizlerin yayın politikası da ortada ve kamuoyunun malumu.

Ayrıca Cahan'ın bize zarar vermek hatta bizi yok etmek için verdiği pek çok mücadeleyi sizlere anlatmaya kalksam tek tek ayrı bir yazı daha çıkar. Aynen böyle haber göndermişlerdi, biz Çavuşoğlu'nu yok edeceğiz, O Uşak'ta duramayacak yada delirip sokaklarda meczup gibi gezecek. Döveriz söveriz tehditlerini yazmıyorum bile. Sizce bu anlattıklarımın ışığında bakıldığında kim kimle savaştaymış. Sanırım meramım anlaşılmıştır. Bir sonraki yazımda Çavuşoğlu'nun FETÖ gidiyor METÖ mü kuruluyor? başlıklı yazısına bazı itirazlarımı dile getirdim. O yazımı da şimdi yolluyorum ancak bundan bir sonra yayınlanacak. Şimdiden yazımın içeriğinden az ipucu vereyim ben Çavuşoğlu ile aynı endişeleri taşımıyorum kesinlikle hatta ben Sayın Erdoğan'ın FETÖ ile birlikte METÖcüleri ve ne kadar bu türden fitne sebebi cemaat varsa hepsinin kökünü kazıyacağına inanıyorum.

Cahan'la ilgili destek olduğum yazılar yazdığım için defalarca kez özür dilemek zorunda kaldım. Bu kez de Erdoğan'a bu konuda hiç tereddütsüz destek olacağım dilerim o da beni özür dilemek zorunda bırakmaz ve asla böyle oluşumlara bir daha izin vermez diyorum vesselam. Bursa'dan Selamlar ve Saygılar....

          
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Avukat 4 yıl önce

banaz ın adliye tuvaleti çok pis kokuyor tiksindim bari bahçeye belediye hela inşa etse

Avatar
Hasan Ülker @hepsini verelim bana uyar 4 yıl önce

neden Allahın selendilisi nurullah savaşı getirip başkan yapacakmışız. bence yukarıda yazarın anlattığı yazıdaki duruşu gösterebilen, uşaklı kendi arkadaşımız nurullah çavuşoğlunu belediye başkanı yapmalıyız. valla süper olur.

Avatar
hepsini verelim bana uyar @takas 4 yıl önce

nurullah savaşı belediye başkanı olarak getirelim cahanı menzilcileri ve yalama kadrosuyla birlikte selendiye verelim orayı idare edebilir cümbürcemaat olurlarsa tek cahanı versek bi cacık olmaz hepsini verirsek çok karlı bir iş yapmış oluruz.

Avatar
takas 4 yıl önce

uşak belediye baskani selendi'lili, selendi belediye baskanida usak'li hemserimiz. ikside nurullah. selendi'den o kadar guzel refetanslr geliyorki haknda, halk muthis seviyor. degistirelim gitsin :)

Avatar
zor işler. 4 yıl önce

son paragrafı anlamadım: cahan'la ilgili destek olduğum yazılar yazdığım için defalarca kez özür dilemek zorunda kaldım. bu kez de erdoğan'a bu konuda hiç tereddütsüz destek olacağım dilerim o da beni özür dilemek zorunda bırakmaz ve asla böyle oluşumlara bir daha izin vermez diyorum vesselam. kim erdoğan, hangi erdoğan.

Avatar
Dikilitaşın sesi.. 4 yıl önce

oynaadığınız oyunlar cevirdiğiniz dolaplar boynunuza dolanır...sen neymişsin be cahan...cemaat iyi yetiştirmiş..halkın bilmediği daha neler vaar.bekleyip göreceğiz..

Avatar
ilginç 4 yıl önce

bu meclis üyesi aday belirlemeleri ve başkanlık öncesi ve sonrası izlenecek politikalar pek kafama yatmadı, doğru mu bunlar?

Avatar
algılayamadım? 4 yıl önce

sayın yüce sayin cahan ile sadece beli̇rli̇ şartlarda reklam anlaşmanizdan bahsetmissiniz. ama sayın yıldırım ve sayın cahan her olayda veya listede sayın çavuşoğlundan olur alır gibi anlatmışsınız. sayın çavuşoğlunun listelere müdahele edecek kadar parti ile alakası varmıdır? algılayamadım?