Eğitim-İş Sendikası Uşak Başkanı Barlas İbrahim Batur'un yayınladığı basın açıklası şöyle:
Bugün Kurtuluş Savaşımızın önderi ve Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün, Millet Mektepleri Başöğretmeni olmasının 83. yıldönümü. Bugün dolayısıyla Başöğretmenimiz Atatürk’ü saygıyla anıyor, tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyoruz.
Atatürk, ulusal bütünlüğümüzün kurulmasında ve geliştirilmesinde, Türkiye’nin çağdaşlaşmasında merkezi görevi eğitime ve öğretmenlere vermiştir. O’nun; “Ulusları kurtaranlar, yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğitimciden yoksun bir ulus, henüz ulus adına alma yeteneğini kazanmamıştır. Ona basbayağı bir topluluk denir, ulus denemez. Bir topluluğun ulus olabilmesi için kesinlikle eğiticilere, öğretmenlere gereksinimi vardır.” sözleri bunun en güzel örneğidir.
Anadolu’da kazanılan bağımsızlık savaşının sonunda, halkımızın yüzyıllardır içinde bırakıldığı ortaçağ geriliğine ve cehalete karşı, eğitim cephesinde de yeni bir mücadele başlatılmıştır. Cumhuriyet’in ilk yıllarından başlayarak eğitim alanında yapılan devrimler, öğretmen yetiştirme konusunda atılan adımlar, Köy Enstitülerinin açılması, öğretmenlerin statülerinin yükseltilmesi ve halkın eğitimi için harcanan çabalar, ulusal, bilimsel, laik ve kamusal eğitim anlayışının ürünüdür.
Bugün,“devlet eğitimden elini çeksin” diyerek, eline geçen her fırsatta eğitimi özelleştirmeye, bilimsel-laik özünden kopartıp dinselleştirmeye ve öğretim birliğini kaldırmaya çalışan bir anlayış iş başındadır. Cumhuriyet ve laiklik ilkeleriyle kavgalı olan bu anlayış, eğitimi kamu hizmeti olmaktan çıkartıp, öğretmenlerin ve tüm eğitim çalışanlarının iş güvencesini elinden alarak “ kölelik” düzenini kurmaya çalışmaktadır.
AKP hükümetince, “Eşit işe eşit ücret” adıyla çıkardığı 666 sayılı KHK ile daha çok üst düzey yöneticilere ek ödeme verilirken, öğretmen ve diğer eğitim-bilim çalışanları yok sayılmış; kamu çalışanları arasında açıkça ayrımcılık yapılmıştır. Öğretmenlerimizin yaşam koşulları, yapılan bu düzenlemelerle, diğer kamu çalışanlarının gerisinde kalmıştır. Eğitim çalışanları olarak; öğretmenlerimizin mesleki onurunun zedelenmesini ve kararnamelerle özlük haklarının yok sayılmasını kabul etmemiz mümkün değildir.
Eğitim-İş olarak; Eğitimde fırsat ve olanak eşitliğinin yaşama geçirilmesi;
Bugün Kurtuluş Savaşımızın önderi ve Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün, Millet Mektepleri Başöğretmeni olmasının 83. yıldönümü. Bugün dolayısıyla Başöğretmenimiz Atatürk’ü saygıyla anıyor, tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyoruz.
Atatürk, ulusal bütünlüğümüzün kurulmasında ve geliştirilmesinde, Türkiye’nin çağdaşlaşmasında merkezi görevi eğitime ve öğretmenlere vermiştir. O’nun; “Ulusları kurtaranlar, yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğitimciden yoksun bir ulus, henüz ulus adına alma yeteneğini kazanmamıştır. Ona basbayağı bir topluluk denir, ulus denemez. Bir topluluğun ulus olabilmesi için kesinlikle eğiticilere, öğretmenlere gereksinimi vardır.” sözleri bunun en güzel örneğidir.
Anadolu’da kazanılan bağımsızlık savaşının sonunda, halkımızın yüzyıllardır içinde bırakıldığı ortaçağ geriliğine ve cehalete karşı, eğitim cephesinde de yeni bir mücadele başlatılmıştır. Cumhuriyet’in ilk yıllarından başlayarak eğitim alanında yapılan devrimler, öğretmen yetiştirme konusunda atılan adımlar, Köy Enstitülerinin açılması, öğretmenlerin statülerinin yükseltilmesi ve halkın eğitimi için harcanan çabalar, ulusal, bilimsel, laik ve kamusal eğitim anlayışının ürünüdür.
Bugün,“devlet eğitimden elini çeksin” diyerek, eline geçen her fırsatta eğitimi özelleştirmeye, bilimsel-laik özünden kopartıp dinselleştirmeye ve öğretim birliğini kaldırmaya çalışan bir anlayış iş başındadır. Cumhuriyet ve laiklik ilkeleriyle kavgalı olan bu anlayış, eğitimi kamu hizmeti olmaktan çıkartıp, öğretmenlerin ve tüm eğitim çalışanlarının iş güvencesini elinden alarak “ kölelik” düzenini kurmaya çalışmaktadır.
AKP hükümetince, “Eşit işe eşit ücret” adıyla çıkardığı 666 sayılı KHK ile daha çok üst düzey yöneticilere ek ödeme verilirken, öğretmen ve diğer eğitim-bilim çalışanları yok sayılmış; kamu çalışanları arasında açıkça ayrımcılık yapılmıştır. Öğretmenlerimizin yaşam koşulları, yapılan bu düzenlemelerle, diğer kamu çalışanlarının gerisinde kalmıştır. Eğitim çalışanları olarak; öğretmenlerimizin mesleki onurunun zedelenmesini ve kararnamelerle özlük haklarının yok sayılmasını kabul etmemiz mümkün değildir.
Eğitim-İş olarak; Eğitimde fırsat ve olanak eşitliğinin yaşama geçirilmesi;
Eğitim çalışanları arasında ayrımcılık yaratacak uygulamalara son verilmesini,
Gerici, ırkçı ve bölücü kadrolaşmanın önlenmesini, eğitim yöneticiliği için nesnel ölçütlerin geçerli kılınmasını,
Ataması yapılmayan on binlerce öğretmen adayının bir an önce atamasının yapılması,
Ulusal, laik, bilimsel ve parasız eğitim anlayışının egemen kılınmasını,
Eğitim çalışanları ve tüm kamu çalışanlarının örgütlenme haklarının önündeki bütün engellerin kaldırılıp, grev ve toplu sözleşme hakkının tanınmasını İSTİYORUZ!
Bu öğretmenler gününde Başöğretmen Atatürk’ü ve Cumhuriyet’in ışığını taşıyan bütün öğretmenleri saygı ve minnetle anıyor, tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyoruz.
Bu öğretmenler gününde Başöğretmen Atatürk’ü ve Cumhuriyet’in ışığını taşıyan bütün öğretmenleri saygı ve minnetle anıyor, tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyoruz.