Kaba bir tabir, evet; ama şehirde yaşananları tarif için bundan güzel tabir olamaz. Yalım, affedersiniz, dötü ile inatlaşırken donuna kaçıran çocuklar gibi ha bire saçma sapan videolar veriyor. Geçen Veysel Eroğlu da demişti: "Su sorunu olmamalı Uşak'ın, belli ki idari bir sorunu var, yardım istesin belediye, biz bir çözüm düşünebiliriz" diye. Haklı çıktı; gök yere iniyor, şehir hâlâ susuz. Düşünün ki yıl 2026 ve evde sular kesik, akıl alır gibi mi? Ama oldu işte. Ve hepimiz biliyoruz ki en ana iki sebep var: bir, kayıp kaçak; iki, TÜPRAG. Ama Yalım bu iki gerçekle yüzleşmeden süreci atlatmak için çırpınınca ve yardım da istemeyince Sayın Eroğlu'ndan inatlaşınca, yani tam tabiri ile mıçtı. Ve temizlik vaat ediyor susuz şehre, "pırıl pırıl olacak şehir" diyor. Susuz bedenlerimiz bile pırıl pırıl olamıyor, ondan haberi de yok. Bir de ışıklandırma ile övünüyor; övünecek nesi var? Geldi geleli ne hizmeti var? Kaldırım veya yol tamiri bile olmuyor uzun zamandır ve işçiler aylaklıktan birbirine sardı; herkes birbirini gammazlıyor ve herkes işten çıkarılmaları konuşarak, işten çıkarılma korkuları, yani ekmeği ile oynanması korkuları yaşıyor. Geçen isim vermedi ama Çavuşoğlu söyledi: "CHP'li bir belediye meclisi üyesi, 'Tozan bizden iyi başardı işi, memnuniyet anketinde Uşak'tan çok önde çıkıyor Eşme Belediyesi' demiş." Dost Meclisi'nde de olsa bu kabul aslında konunun CHP ile ilgisinin olmadığını; CHP kadroları ile çalışsa belediye, yani Yılmaz Başkan'ın Cumhur başkan ve örgütle anlaştığı gibi Yalım'da beraber seçim kazandığı meclis üyesi kadrosu ve örgütü ile ve de Sevinç Hanım ve Uğur Abi ile anlaşsa, iyi geçinse ve belediyeyi AK Parti'liler ve AK Parti'li gibiler yönetmese pekâlâ olacak CHP'li belediyelerin işi. Hep örnek veriyoruz, Mansur Yavaş da CHP'li belediye başkanı ve bakın ne kadar başarılı? Çünkü o da daha çok CHP'li kadrolar ile çalışıp partizanlığa dökmeden ve o da CHP örgütlerinden destek alıyor. Yalım, CHP örgütünü desteğe muhtaç hale getirdi; bu da ayrı bir konu ve örgüt diye bir şey de kalmadı. Binayı da taşıyınca ara sokağa, biz "Özkan Yalım Partisi" demeye başladık bile artık CHP'ye. Bari isme zarar vermesini önleyelim istiyoruz, isim babalarının hatırına. Partide Atatürk ve Kuva-yi Milliye'den eser yok, ayrı konu; ama laf yeri gelince hemen "Atatürk'ün partisi" diyor. CHP ismini kullananlar da, CHP ismine ve Atatürk'e gizli aşikâr düşman olanlar da. Hâl bu iken, biz hâlâ CHP kurumsal kimliği ve markası zarar görmesin diye çırpınırken, bizi, hâşâ, CHP düşmanı gazeteci gibi göstermeye çalışan Yalım'ın, CHP'de kötülük yapmadığı kimse mi kaldı?
Uğur Abi ile Sevinç Hanım'a kötülük yaptıysa geriye ne kaldı? Seçim kazanmayı borçlu olduğu, seçimlerin ve bütün partilerin en klas listesini oluşturan CHP'nin starı arkadaşlara kötülük ettiyse daha ne kaldı? Vekile de zaten az değil kötülüğü; bak, yeni, daha en masumumuz olan CHP'nin Eşme İlçe Başkanı, CHP'de değişimin en yürekli öncüsü, Kuva-yi Milliyeci Cumhur Uslu'ya bile kötülük etti. Hadi, Yılmaz Başkan ile kendi hukukunuz var ve seni CHP'nin başına o bela etti, biraz eziyet hak etti; et ona eziyet de, Cumhur Başkan'a neden eziyet edersin arkadaş? Sırf dava arkadaşlarına sahip çıktı diye Erdal Coğuplugil'e neden kötülük edersin? Sayayım mı daha Yalım'dan kötülük gören CHP'lileri? CHP'li avukatların hepsine de hakaret gibi değil mi, bir AK Parti-MHP'li karışımı avukatı başkan yardımcısı yapmak? Hele o Mehmet Karakoç kardeşimin ne kadar hakkı yendi, ne kadar eziyet gördü. Gerçekten önümüzdeki seçimlerin vekil veya belediye başkanı adayı idi, banko; ama tuhaf bir şekilde neredeyse kenarda tutulmak istendi. Yalım'dan başka hiç kimse de anlamadı hikmetini tabi. Zaten kimseyi kendiyle aynı mesafede ya da üstü, büyüğü görüp dinlemiyor veya kimseye kendini arz etmeye gerek duymuyor arkadaş nedense? Bunca beceriksizlik ve şaibe içinde bir de kibir var arkadaş; dağ gibi görmeye değer sanırsın firavun. Kimse yanında konuşamıyor, azarlar, zorbalar diye korkusuna. O kadar kötü durumda, Allah'tan Yılmaz Tozan var; o geliyor hakkından, korkmuyor. Ki biz de zaten Yalım'dan korkmayanın arkasında duruyoruz, açıkça meydan meydan.
Çıkmış TikTok fenomeni olmaya çalışan ilkokul çocukları gibi tiyatral hareketler ile Uşak halkına "seneye tertemiz olacağız" diyor. Yahu su yok, sen bize neden bahsediyorsun? diye çok yorum atan olmuş. Halk sosyal medyada bulduğu fırsatta cacığını çıkarıyor, pek bize koymuyor artık. Ama bu arada esnafa zabıtaca yapılan zulüm, zabıtanın polis gibi davranıp işi zorbalığa dökmeye her an hazır gibi davranması ve tüm bu zulüm yaşanırken suların da kesik olması esnafın canını burnuna getirmiş. Kimse "Yalım partisi" demiyor, ama herkes "CHP" diyor ve CHP'ye kızıp çekişiyor. CHP'nin çok büyük çoğunluğunun hiç olayda dahli yokken... Ben anlamadım, Özgür Özel neden bunu görevde tutuyor? Bu AK Parti'nin elinde zaten esir, biliyoruz. Fahrettin vekil istese onu sokağa çıkarmayacak bilgi ve verilere sahip. AK Parti İl Başkanı da keza. Biz eminiz ve eminiz, istenilse bugün görevden alınır; ama CHP'yi yıpratması için zaman verilmiş gibi. Ki daha çok AK Partili çevrelerde tanınan İbrahim Ethem Karahan kardeşim bile demiş: "AK Parti, Yalım gidince yerine meclisten seçile gelen yeni başkan iyi kadro kurar, iyi iş çıkarır, güzel belediyecilik yapar da CHP güçlenir" diye almıyor, koruyor AK Parti diye. Böyle bir söze neden AK Parti'den yalanlama gelmez? Geçen Editörümüz Gazeteci Ramazan Yıldız açıkladı; işte Fahrettin Tuğrul sanki savcının elini görmüş gibi, "savcının eli boş" demiş, daha ne desin? "Savcıya ben elindekileri teslim etmedim" demiş. Yalım'da malum, elindeki belgeleri vermiyor, devlete sımsıkı saklıyor. Bir Cuma onu alırlarsa görevden, o da zarfı açıklayacak ve bombalar da asıl o zaman patlamış olacak. Zira Uşak'ta AK Parti dönemi yolsuzluklarının çoğunda Ankara’dan, yani yukarılardan insan da var, biz eminiz. Yalım diyor ya hani, "Genel Başkana makam arabası aldım hediye, o benden vazgeçemez" diye; inanın AK Parti döneminde birilerine makam arabası hediye edilmiş çıksa şaşmam. Uşak Belediyesi'nde tam bir talan dönemi idi, özellikle Cahan dönemi. Ki Karakoç kardeşim en iyisini bilir; bütün hukuksuz işlerini tek çırpıda soru önergesi vermişti devri zamanında, cevap bile veremediler inanın. Keza Mustafa Güngör ve Mustafa Ekşi abilerim de bilir o dönem olup biteni. Keşke o zaman savcılık soru önergesine yanıt vermeye zorlasaydı belediye başkanını ve keşke o zaman suç duyurusu kabul edeydi. Bana göre, CHP şehir siyasi tarihi açısından tarihi değerdeki soru önergesini.
Söz uzar; su yok arkadaşlar, üstelik gökten şakır şakır karla karışık yağarken yok su evlerde, iş yerlerinde. Ve belli ki gök yere inse beceremeyecek bu kadro bu işi. Belli işte, Sayın Bakan Eroğlu'nun da buyurduğu gibi, idari bir problem var. Hangi parti belediyesi ise bu belediye, o partinin üyeleri gidip belediye idaresini sıkıştırsınlar lütfen. Sayın Vali, Sayın Rektör, Sayın DSİ Genel Müdürü hazır, belli; Sayın Bakan Eroğlu da ilan etmiş, daha ne? Ulaştırma Bakanı ya da Murat Kurum'dan destek alıyorsun da, Eroğlu'ndan neden almıyorsun? Kurum gibi sevimsizden haz alıyorsun da, bunca şehrimize katkısı, hizmeti varken ve şehrimizi memleketi gibi zaten sevip kollayıp dururken Sayın Eroğlu'ndan veya Sayın Rektör'den neden haz almıyorsunuz? Sonra mesele belli, devletin de meselesi; oturun, protokol üyeleri ile ve işin ehli ile çözün gitsin. Ama dert çözüm değil, dert siyaset. O kliklerden destek istemek işine gelmiyor, zira hepsi ondan kumaşça da birikim, çap ve himayece de, ilimce de büyük. Onlarla olunca boşluğunun çok ortaya çıkacağına emin. Yakın çevresinde de zaten iş bilir adam yok; iş bilir olanı yalakalık etmedikleri ve Yalım ne derse sorgulamaksızın yapmak istemedikleri için uzak tutuldu, uzaklaştırıldı.
Hele o Yüksel Doğan Abi'me fırsat sunulmamış olması mesela... Bunca belediye tecrübesi, teknik adam kabiliyet ve birikimi, belediye personeli içindeki bunca tanınırlık ve popülarite ve partideki bunca saygınlığı ile nasıl faydalanılmamaktadır bu insandan? AK Parti zamanında bile bu kadar kenarda tutulmadı; CHP'li olduğunu bile bile ve bile bile açıkça eleştirdiğini, faydalanmak istediler kimi zaman. Pek kafaları uydurup devam edemeseler de demediler, ama Yalım denemedi bile; rakip olur, kontrol edemem vs. gibi kaygıları sebebi ile. İnanın, CHP adına da kayıp, şehir ya da belediye adına da, Yüksel Doğan'ın görev almaması. Bunu derken tabi onun umurunda değildir belki; bunca şaibe ile anılan bir kadroda anılmamış olmak ve dik duruş sergilemiş olmak ona yetiyor da olabilir. Ki biz bizzat kendisinden duyduk, dinledik: "Mehmet Bey'e kayınbabası Ethem Erdem Başkanımız, seçim biter bitmez 'Sakın idare kadrosunda bulunma, ismini lekeletme' demiş." Tecrübeli siyasetçi tabi ve müthiş bir kültürden beslenegelen bir isim, işi biliyor, haklı çıktı; bu da ayrı konu. Ama sonuca bağlarsak, benim pek umudum yok. Ama Yılmaz Tozan bildiği ne varsa, gördüğü ne varsa aktarmış her şeyi genel başkana, tıpkı Uğur Dümen gibi mesela. Ve o da emin, şimdilik. Yalım problemine genel başkanın mutlaka kalıcı çözüm getireceğine inanamasam da, inşallah diyorum, ne diyeyim? İnşallah CHP kazanır ve CHP'ye "Özkan Yalım Partisi" demekten kurtulup göğsümüzü gere gere yine CHP deriz: Cumhuriyetin Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi deriz.







Özkan yalım derhal görevden alınıp yerinde belediye meclisinden mehmet karakoç atanmalı