Bildiğiniz üzere köylerde hala insanımız bir çok konuda eksik bilgiye sahip ve hala harman sonu vadeye güven esasına dayalı alış verişler yapılıyor. Tabii köylünün kanundan nizamdan çok haberinin olmaması ve daha kolay güvenmesi ve güven vermesi de ayrıca kanunlardan ve Devletten şehir insanına oranla daha fazla korkup çekiniyor olması da dolandırıcıların köylerde kendilerine ekmek aramasına vesile oluyor. Gün geçmiyor ki köylüler dolandırılmış olmasın. Geçtiğimiz gün Sivaslı ilçesinin köylerinde ve Uşak'ın Sivaslı'ya yakın köylerinde gerçekleşen bir dolandırıcılık iddiası daha günlerce kamuoyunda konuşulduktan sonra Sivaslı ilçesine bağlı Hacım köylü bir vatandaşın dilekçe vermesiyle beraber Uşak Cumhuriyet Başsavcılığının ve dolayısıyla yerel basının gündemine taşındı.
Sivaslı ilçesinde bir çok ulusal çapta bir kaç gübre ve ilaç temin ve satış firmasının bayiliğini yapan İrfan Aydın ve beraber çalıştığı oğlu Ulaş Aydın hakkında güven istismarına dayalı dolandırıcılık iddiası ile suç duyurusunda bulunan Saffet Özdemir isimli çiftçi konunun ayrıca basın yolu ile duyurularak başka canların yanmasının önlenmesi ve kendisine kamuoyu desteği sağlanması amacı ile suç duyurusu dilekçesini bazı basın mensupları ile de paylaştı. Biz de Uşak Haber Merkezi ekibi olarak duyarlı gazetecilik anlayışımız gereği ve köylünün milletin efendisi olduğunu ve asla köyden ve köylü olmaktan usandırılmaması gerektiğini hatırlatmak babında bahse konu suç duyurusunu haberleştirip takipçilerin yetkili ve ilgililerinin ayrıca kamuoyunun dikkatine sunduk.
Dün suç duyurusunu Adliyenin uzun yıllardır müracaat savcısı olan ve genel olarak bu vazifeyi bihakkın icra ettiği hukukçularca da Adliye çevreleri ve Adliyeye sık işi düşen bir kesim vatandaşça da kabul edilen Uşak Cumhuriyet Savcısı Cesur Sunar'a sunan Saffet Özdemir suç duyurusu öncesi Uşak Haber Merkezine geldi hatta aslında nerede ise haftalardır genel yayın yönetmenimiz ve editörümüz Gazeteci Ramazan Yıldız ile kontak halinde idi. Saffet Özdemir yalnız da değildi ilk geldiğinde ve bizi telefonla görüştürdüğü bir çok benzer şekilde dolandırıcılığa maruz kalmış mağdur köylü ile de aslında beraber gelmişlerdi. Editörümüz Ramazan Yıldız ve muhabirimiz Gazeteci Yaşar Çavuşoğlu konuya günlerce eğildiler ve mağdurları dinlediler mağdurların akıl danıştığı veya vekalet verdiği avukatları dinlediler ve konuya aşağı yukarı hakim oldular daha sonra Gazeteci arkadaşımız Nurullah Çavuşoğlu'ndan destek alarak soruşturmayı tamamladılar.
Zira Çavuşoğlu'da hem bahse konu İrfan Aydın'a bayilik ve itibar veren markalarını kullanarak insanlar ile şaibeli işlere bulaşmasına göz yuman alışverişlerini denetlemeyen ve köylüden yüz yüze bile olmayan ortamlar da telefonlar da önceden bayisinin yönlendireceğini belki de bile bile teyit almayı alacaklı olmaya yeterli gören verdiği gübre ya da ilaçlardan alınan sonuçları ya da hasılatı denetleme ve tecrübe etme gereği duymak bir yana ses kaydı ve imza alındıysa benim için konu kapanmıştır köylü borcu kabul etmiştir etmeseydi bana ne? Bana ne hem bayim malı teslim etmediği halde ettim demeye onu bir şekilde ikna etmiş ise diyebilen Firma Genel Merkezleri ile ve bayinin bizzat kendisi İrfan Aydın ile görüşerek ve bazı başka mağdur ve mağdur yakınlarını ve çevreyi dinleyerek bir kanaat ve karara varabilen Gazeteci Çavuşoğlu'nu da dinledikten sonra editörümüz Ramazan Yıldız dolandırıcıların kendisini mağdur edip hayatın olağan akışına aykırı işlerin başına geldiğini iddia ederek şikayette bulunan Saffet Özdemir ile berber Özdemir'in avukatı olan Çetin Altınbilek ile görüştüler ve kubbeyi bağlayarak o suç duyurusu ve bu haberin ortaya çıkmasını sağladılar elbirlik ki haberin içinde ve metin yazımında Erkan Çuhadar'ın da yardımı var.
Cumhuriyet Savcısı Cesur Sunar'ın dilekçeyi okuduktan sonra konuyla bizatihi ve özel ilgilendiği müştekinin ifadesini detay detay en başından itibaren anlattırarak bizzat kendisinin aldığını ve ayrıca ihtiyaç olursa ihtiyati tedbir veya yürütmeyi bir biçimde durdurma ve olası yeni mağduriyetleri önlemek maksatlı olsa gerek şikayetçinin hali hazırdaki icra konulan mal varlığını ve banka borçlarını da sorguladığı edinilen bilgiler arasında olan, suç duyurusunun sonuç getirir ise belki de bir dolandırıcılık şebekesinin Türk Adaletince derdest edilip hakim karşısına çıkartıldığını duyurabiliriz. Zira konu zaten bir çok tanığında vicdanen gözü önünde aşikar olmuş durumda ve aslında dolandırıcılık az işin içine girilip samimi ikrarlar dinlense belki de açık. Elbette ki masumiyet karinesi gereği suçu mahkeme önünde ispat edilinceye değin herkes masum sayılmalıdır ama gerçekler de bazen mahkemenin kararını beklemeyecek kadar ortadadır bu olaydaki gibi. Bahse konu dilekçe ve ifadeler de adı geçen ve tanık olarak isimleri yazdırılanlar dinlense mesele zaten belki de kendiliğinden çözülecek hatta belki de itiraflar gelebilecek. Sadece samimice konuyu araştırıp köylünün mağduriyetinin giderilmesi hedeflenecek.
Zira zaten siz takipçilerimiz de bilirsiniz ki köylü, suçsuz günahsız insana dolandırıcı demek istemez düpedüz savcı görmek falan hiç istemez. Keza köylüyü aylarca oyalamış Sivaslı'daki bayi. Bu gün yarın halledeceğim ben dolandırıcı değilim diye diye buraya gelinmiş. Firma ile bayi arasındaki hesap incelemeleri, bayinin bu köylünün teslim almadan yüzünü dahi görmeden ve bilmeden bir imza ve ses kaydı ile borcunu üzerine aldığı ve fakat Ana merkezin bayiye indirdiğini iddia ettiği malların akıbeti ne olmuş mesela? Bayi firmayı dolandırmış ise ve köylüyü de firmanın insafının önüne atıvermişse firma da mağdurum deyip suç duyurusunda bulunmalı idi neden bulunmamış mesela?
Firma Genel Merkez yetkililerine Gazeteci Çavuşoğlu tane tane anlattı çünkü ama onların ağzındaki tek sakız imza atmasaydı köylü aramışız ses kaydı almış sormuşuz teslim adlım demiş ses kaydı ve imza varsa biz paramızı köylüden alırız söyle sen o köylüye arabasının üzerine haciz koydum yakalama çıkartmadan parayı ödesin yoksa satacağız diye kahkahalar ile lakayıtca cevap veren köylüyü hiç kayırmayan bir genel merkez duruyor karşımızda ve ne hikmetse onlar da hiç köylünün mağduriyetini Savcılığa duyurmuyor hatta gazetecileri firma adı verirseniz sıkıntı olur varsa da bir dolandırıcılık bizle ilgisi yok uyarısı yapmayı ama ihmal etmiyor. Köylüyü de zaten kendi yalan beyanını ve yalan yere imza atışını ortaya çıkarmış olursun Adliye sana hesap sorar daha diye korkutarak caydırıyorlar zaten. yani yapacak bir şey yok köylü de dolandırmasaydı gözü açık olsaydı demek istiyorlar. Bayi teslim etmediyse de biz yükümlülük alamayız teslim aldım diyen köylüyü biliriz diyen firma yemler ya da gübreleri bayiye vermiş de bayi kime satmış mesela veya kendi tarlasına bahçesine mi yoksa hayvanına mı kullanmış? Veya mesela firma ile bayi arasındaki para trafiğinde birbirleri ile olan telefon görüşmeleri hangi sıklıkta hatta belki WhatSapp yazışmaları incelense zaten olay bütün çıplaklığı ile aydınlanabilecek ki şikayetçi olan köylüden gerçekten ciddi bir sorgudan geçirilsin ziyanı yok.
Biz tamam köylüce bir saflıkla köylünün samimiyetine inandık ama Savcı ona da çok inanmadan işin gerçeğine erme sonra inanma yoluna gitsin. Ama biz biliyoruz ki bu yeni tanıdığımız mağduriyetini ve nasıl dolandırıldığını Savcıya anlatma cesareti gösteren belki de yüze yakın mağdurdan birisi olan Saffet Özdemir Savcı huzurunda iftira atabilecek kimseye hiç benzemiyor. Zaten anlattığına göre başında bir çok işi var ispat edemeyeceği bir suçu savcı huzurunda işleyip bir de ondan başı ağrımayı göze alamaz diye düşünüyoruz zira zaten denge de değil işi başından aşkın ki belgeleri vs. de elinde gezdiriyor adeta. Ne vakit Uşak'a gelse elinde belgeleri ile geliyor.
Biz sözü uzatmadan şöyle bitirelim ve suç duyurusu ile siz takipçilerimizi başbaşa bırakalım. İtibarlı markaları olan kurumlardan bir biçimde bayilikler alan ve üç dört firmadan birden bayilik alınca birden halk içindeki itibarı artan zaten kooperatif emeklisi olduğu için pek de yabancısı olmadığı saha da tanınırlığını da kullanarak kısa sürede güven kazanan birden çok zengin olmuş havası yaratmanın verdiği avantajla da insanlara sizi de zengin edeceğim diyebilen, bayilerden aldığı sınırsız yetkileri dibine kadar kullanan İrfan Aydın isimli şahıs onlarca köylüyü benzer yöntemler ile bir biçimde mağdur etmiş ve aylardır oyalıyor. Tırımı satacağım senin paranı ödeyeceğim diyor kimine kimine tarlaları satılığa çıkardım falan yerde diyor ve bir şekilde oyalıyor. Tabii en az on köylünün de ocağına incir ağacını dikmiş bir daha toparlanamayacağı şekilde borçlandırmış firmaya. Hikayesi özetle şu firmadan mal alacağız sana diyor indirim taksit vade gibi özendirici hale getiriyor alış verişi sonra da ama senin önceden imza atman ve teslim aldım demen gerek diyor ben sana getireceğim sonuçta yem ya da gübre çuvalını diyor ve bunu bir kaç kez denedikten sonra meblağı da büyüterek son borçlandırmayı da gerçekleştiriyor ve fakat bu sefer mamulü köylüyle buluşturmuyor böylece köylü dolandırılmış oluyor.
Firma Genel Merkezi de korkutuyor hukuken siz suçlu çıkarsınız sakın gitmeyin Savcılığa falan zaten bir şey çıkmaz ekstra bize borçlanırsınız bir de tazminat alırız ses kaydınız var imzanız var şimdi teslim almadım dediğiniz malları bayimizden teslim aldığınıza dair diyerek korkutunca köylü hepten şaşırıyor. Malum Uşak'ta da Çetin Altınbilek gibi iyi avukat çok az. Cesaret vermiyor Avukatlar mağdurlara hatta çoğu avukat artık hukuk güven vermiyor diye peşin söylüyor. İşin ehli hukuka en fazla inanması gereken avukatlar böyle yaparsa saf ve bu konularda hiç bilgisi olmayan köylü ne yapsın? Nasıl hakkını arasın ya da alsın? Biz adaletin tecelli etmesini hep isteyen ve çok isteyen gazeteciler olarak yardım etmiş olmak istedik bu haberimiz ile ve suç duyurusunu da sizlerle paylaşarak haberimizi sonlandırdık.








