Hakkından Fazlasını Yemeyecek ve Halkına Eşit Bölüştürecek Bir Belediye Başkanı İstiyoruz!
Kişi halk içinde itibara layık görülüp belli makamlara getirildikten sonra halkın sofrasına oturmayı sürdürür ya da halkla sofrasını paylaşırsa Sultan muamelesi görür. Bu yüzden halktan sofrasını ayırıp sultanlara layık yemeklerle donatarak yalnız kendisi ve yakın çevresi ile sofraya oturanlar kendilerini Sultan zannetseler de asıl Sultanlar sofralarını halkla paylaşmaya devam edenlerin arasındadırlar.

Halkın kendisine layık gördüğü makamlarda Sultanlık yaptığını zanneden değil var olan gücünü halktan aldığını unutmayan tasarrufu altına verilen paranın personelin ve benzeri imkânların kendisine halk tarafından verildiğini es geçmeyen yine halk adına ve yararına bu güç ve imkânları kullanan paylaşımcı adil bir Sultan olabilecek meziyette ve kabiliyette bir Belediye Başkanı seçilmesi temennisi ile yazı dizimin bu bölümüne başlayayım istedim.

İnsan hayatının olmazsa olmaz kavramı olan güven; yeryüzüne Allah’ın Mümin Esmasının tecellisi olan bir duygu olarak tezahür etmektedir. Önemi ve insan hayatında ki yeri pek bilinmemekle birlikte aslında sevgiden bile önce gelen bir duygudur. Bu iddialı cümlemi destekler mahiyette birkaç örnek verdikten sonra politikada güven vermenin ve güvenmenin önemi konusunu işlemeyi sürdüreceğim.

Düşünün ki bir insanı seviyorsunuz fakat o insana güven duymuyorsunuz o sevgi sizce de zulme dönüşmez miydi?  Bir anne düşünün evladına güvenemezse onun gözünden uzak olduğu süre boyunca hayat o anne için zulüm olmaz mıydı? Örnekleri çoğaltmak mümkün güven duygusu aslında çok ihmal edilen, önemi farkında olunmayan bir duygu olarak toplum algısında ki yerinin değiştirilmesi gereken ve öncelikli hasletler arasına konması lazım gelen bir duygudur diye düşünmekteyim.

Güven duygusu insanlara güvendikçe artan, güven boşa çıktıkça da azalan bir özelliktir. Bu nedenle de insanlara güven veren ve kendisine olan güveni boşa çıkartmayan kişilere son dönemlerde hiç olmadığı kadar ihtiyaç duymaktayız.  Zira özellikle politika meydanında bu türden kişilerin sayısının ne kadar az olduğunu halkın arasına girip biraz nabız yoklayan herkes fark edebilir diye düşünmekteyim.  Uşak halkı işte tam bu sebeple bu seçimlerin bir kırılma anı olmasını arzuluyor ve hiç değilse bu kez şeffaf, güven veren bir Belediye Başkanı olmasını istiyor. Belediye tarafından yapılan bütün ihale ve doğrudan teminlerin gerek ihale öncesi ilanının gerek ihale esnasında olanların ve sonucunun tüm şeffaflığı ile Uşak halkıyla paylaşıldığı bir anlayış hâkim olmalı. Ayrıca yapılan ve yapılması planlanan her hususta ilgili kurumların meslek odalarının görüşlerine ayrıca bilgisine başvurulmalı ve bir konuda karar verilmeden mutlaka bu karardan etkilenilecek olan kesimlerin veya vatandaşın fikrine müracaat edilmeli. Şaibeden, gizlilikten, kapalı kapılar ardından pazarlık edilmiş olabilir algısından bile uzak bir tutum sergilenirse Belediye Başkanı yalnızca kendisini rahat ettirmiş ve halkın güvenini kazanmış olmakla kalmayıp Uşak halkının güven duygusunun pekişmesine de vesile olmuş olur kanaatimce.

Bu memleketin önde gelenleri olarak Belediye Başkanı ve bunun gibi icracı makamlarında bulunan politikacılar ve bürokratlar, dürüst aynı zamanda şeffaf olmak yani güven vermek zorundadırlar bu onların insani inançsal zorunlulukları olduğu gibi aynı zamanda siyasi ikballeri içinde gereklidir. Bunun yanı sıra sosyal sorumluluk olarak ta değerlendirilmelidir. Kaldı ki inancımızda bunu emretmektedir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) bir Hadisi şerifinde beni; “ Hud Suresi kocalttı” buyurmamış mıdır? Emrolunduğu gibi dosdoğru ol ayeti kerimesi 6666 ayet içerisinde Rasullullah efendimizin kendisini kocalttığını (ihtiyarlattığını) söyleyebilecek kadar önemsediği ve dikkat çektiği bir ayet değil midir? O halde Müslüman olduğumuz iddiasında isek doğru, dürüst ve güvenilir olmaya mecbur değil miyiz?

Güven vermeyen bir insan anlamı güven veren demek olan Mümin ismini kendine yakıştırabilir mi? İnsanın anne babasının hakkını dahi ödemesinin mümkün olmadığı söylenen bir dünyada kişi, hangi cesaret ya da akıl tutulmasının eseri olarak, kendi anne, babası evlatları da dâhil olmak üzere bütün bir kentin hatta ülkenin hakkını kendi cebine aktarabilir ya da başka birilerine peşkeş çekebilir? Şahsen bunu anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Söz yeri geldiğinde tüyü bitmedik yetimin hakkından dem vuran politikacılarımızın artık gerçekten hesap verebilir bir düzeyde icraatlar yapması temennisi ile meramımın daha iyi anlaşılabilmesi bakımından yıllar önce annemden dinlediğim bir kıssa ile yazımı noktalamak istiyorum.

Bilindiği gibi Süleyman Aleyhisselam kendisine Melik sıfatı ihsan edilmiş bir peygamber idi. Bu vasfının bir tezahürü olarak da bütün hayvanat âleminin dilinden anlamaktaydı. Bir gün Süleyman aleyhi selam bütün kuşlar âlemini bir toplantıya davet ediyor. Toplantının belirlendiği gün ve saatte kuşların tamamının toplantı yerine gelmesine rağmen Hüthüt kuşu toplantıda hazır bulunmuyor.  Bu durumun haber verildiği Süleyman Aleyhisselam hiddetlenerek habercisine git sor bakalım Hüthüt benim fermanıma uymamaya nasıl cesaret etmiş. Serçeden az kabaca bir kuş olan Hüthüt kuşunun ormanda bulan haberci Süleyman Aleyhisselam’ın öfkelendiğini ve Hüthüt’ün derhal emre uyarak toplantıya katılması gerektiğini belirterek bu cüretinin sebebini Hüthütten sordu. Hüthüt kuşu haberciye toplantıya katılmama kararını yineleyerek söyle o Süleyman benim üzerime gelmesin çok canımı sıkarsa onun bütün saltanatını sarayı ile birlikte başına yıkar yer ile yeksan ederim dedi. Hüthüt kuşunun bu cevabını haberci Süleyman Aleyhisselam’a olduğu gibi götürdü. Süleyman Aleyhisselam; Hüthüt kuşu o ufak tefek haliyle benim saltanatımı ve sarayımı yer ile yeksan etmeye nasıl muktedir olacakmış gidin sorun diye habercilerine seslendi. Haberciler Hüthüt’e bu soruyu sorduklarında Hüthüt kuşu ben bir vakıf ya da bir devlet malından aldığım bir saman çöpünü onun sarayı üzerine bırakırsam sarayı da saltanatı da başına yıkılır dedi. Hikmetini anlayamayan haberciler gülerek ve kendi kafalarında sorgulayarak durumu Süleyman Aleyhisselam’a ilettiklerin de Süleyman Aleyhisselam Hüthüt’ün üzerine asla gitmeyin artık onu rahat bırakın zira o çok önemli bir sırra vakıf olmuş dedi. Habercilerin sorgular gözlerle baktığını fark eden Süleyman kerametin saman çöpünde değil saman çöpünün devlet malında olmasında olduğunu söyleyerek vakıf ya da devlet malı yiyenlerin asla helakten kurtulamayacağını o anda çevresinde bulunanlara nasihat etti.

Süleyman Aleyhisselamın bu nasihatinden nasiplenen politikacılarla Uşak halkının buluşması ümidiyle her şey gönlünüzce olsun mutlu kalın...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
kuzen larry 6 yıl önce

pinarcim secimde hayallerinin baskani secilmezse ne yapacaksin?? psikologuna anlatirsin artik huthut kusunun hikayesini...

Avatar
yaz dostum barış mançoyu dinleyerek 6 yıl önce

akp li olandan akpyi savunan yazı çıkar.başka şeyde beklenmez..madem yazdın kendin o yadıklarını yapabiliyormusun..yazmak kolay ama yaşamak zor...yaşamadığın şeyi yazma ve bu yola çıkma bence...

Avatar
Yazılar güzel kabulde.... 6 yıl önce

itiraf ediyorum bu hanım kızın yazılarını ilgi ile takip ediyor ve beğeniyorum. bi yazı dizisidir tutturdu, seçim geldi nerede ise hala niyetini açık etmedi. merak ettiğim şu ki bu yazı birilerine referans olarak yazılmış peki kim? hangi aday niyetiniz akp değirmenine su taşımaksa hiç boşuna okumayalım değilse takip etmeye devam edeceğim zevkle.inşaallah bi art niyet çıkmaz altından.

Avatar
harun gök. 6 yıl önce

madem elmalidere neden esit degil neden semtin hizmetini arakladilar atapark huzurpark kirkmetrelil yollari..

Avatar
takipçi 6 yıl önce

elinize sağlık pınar hanım. gene güzel bir yazı