Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk’ü Anlayanlar Oldukça İlelebet Payidar Kalacaktır!
 O kadar kritik günlerden geçiyoruz ki; Cumhuriyeti sorgulayanlar mı dersin, halifeliğin yeniden gelmesini isteyenler mi dersin, dünün vatan hainlerini şimdi baş tacı yapmaya mı çalışanlar dersin, Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya hadsiz şekilde eleştirenler mi dersin? Sosyal paylaşım sitelerinde Atamıza küfürlü mesajlar yazacak kadar beyin fonskiyonlarını kaybetmiş bu omurgasızlara söz anlatamayacağımın ben de farkındayım, ancak Atasını seven, vatanına bağlı, hangi siyasi görüşten olursa olsun kalbi bu ülke için atanların yeniden gönül tellerini titretmek adına, yeteneğim ölçüsünde Atamızı yeniden yad etmek istedim. Her yazdığım satırda o var, mücadele var, gurur var. Her yazdığım satırda Atamızın büyük kişiliği var.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, büyük bir kurtuluş destanının en büyük kahramanı olarak sadece tarih sayfalarının derinliklerinde değil yüce Türk milletinin kalbinin tam ortasında sevgi yumağına sarılı bir halde bulunmaktadır. Sadece bizlerin mi; Orta Asya’dan, Afrika’ya, Güney Amerika’dan Rusya’ya, Uzak Doğuya kadar Ataya büyük bir özlem var. Türk milletinin; Atatürk’e olan sevgi ve saygıısı dünya var oldukça devam edecektir. O’nun vatanı adına yapmış olduğu hizmetleri gelecek nesillerimize en iyi şekilde anlatmalı ve öğretmeliyiz. Anlatmalıyız ki çok büyük zorluklar içerisinde kazanılan Kurtuluş Savaşı’nın ve kurulan cumhuriyet’in değeri daha iyi anlaşılsın.  
Birileri uyduruyor; bu vatanı Atatrk kurtarmadı diye; hadi canım siz de. Bal gibi Atatürk kurtarmıştır bu vatanı. Onun önderliğinde bu halk kurtarmıştır. Ama esas özne, aslolan özne o dur. Atatürk’tür mücadelenin baş sahibidir, galibidir. Ey gafil Atatürk olmasa özgürlük olur muydu? Ezan sesi olur muydu? Bu topraklarda huzur içinde yaşayan bir millet olur muydu?
Atatürk’ü anlamak istiyorsan onun fikirlerini çok iyi bilmeli ve uygulamalısın. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulması bir devrin yeniden yazılmasıdır, bu gerçeği görmeyen kördür .Yurdun dört bir yanı işgal altında inlerken, bağımsızlık ateşi hiçbir zaman sönmeyen Türk milletine önderlik yapan Atatürk, milletimizin esaret altında yaşamasını aklının ucundan bile geçirmeyerek tarih sayfalarındaki, inancın zafere dönüştüğü, en büyük bağımsızlık savaşının mimarı olmayı hak etmiştir. Düşünsene eğitimsiz bir millet, kaybedilmiş topraklar, inancını yitirmiş askerler. Kim bunları yeniden bir araya getirdi. Atatürk olmasaydı, kazanılır mıydı, bu onurlu mücadele?

Yunan generali Trikopis’e bile misafirperverlik yapacak kadar onurlu bir mücadele adamından bahsediyoruz, bir devrimciden. Kuvay-i milliye ruhunu içinde yaşayan ve onu tüm Türk milletinin içinde yaşatan bir Ata’dan bahsediyoruz. Atatürk bir dava adamıdır; İslamiyetin Türklüğün onurun şerefin, dava adamından. 

Atatürk’ü anlamak onun ilke ve inkilaplarını çok iyi bilmek ve uygulamakla olur. Kurulan cumhuriyetin manasını çok iyi bilmeliyiz ki cumhuriyete daha çok sahip çıkalım ve koruyalım. Atatürk’ün halkını ülke yönetiminin tek sahibi yapması, ülkenin öz kaynaklarını da milletin hizmetine vermesi, O’nu son derece, diktatörlükten uzak, vatan ve millet sevdalısı bir lider olarak karşımıza çıkarmaktadır. Kendisini Türk milletinin bağımsızlık mücadelesine adayan Atatürk, hiçbir zaman şahsi menfaatini düşünmemiş, sadece milletin menfaatleri doğrultusunda hareket etmeyi yegane yol olarak görmüştür. 

Düşünün bir kere Atatürk’ün herhangi önemli bir konuda söylemediği bir söz, göstermediği bir yol var mı? 100 yıla yaklaşan Cumhuriyet boyunca, hangi lider onun kadar özlü sözler söyleyebilmiş ki milletine?

1938 yılından beri, her 10 Kasım, Ata’mızı kaybetmenin verdiği büyük hüznün yanında, onu daha iyi anlamanın gereğinin ortaya konulması gereken bir gün aktadeğerlendirilmelidir.Gözlerimiz dolmalıdır, kaygımız artmalıdır. O’nun hayatını, ilkelerini ve bizden yapmamızı istediği şeyleri, bilimsel olarak ortaya koymak ve uygulamak, bizlerin birinci vazifesi olmalıdır. Atatürk devrimleri bugün bir çok ülkede örnek olarak kabul görmüş bir vaziyette ele alınmaktadır. Bağımsızlığını tam olarak kazanamamış bir çok ülkeye Atatürk devrimleri, ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. Bütün bunlar Atatürk’ün evrensel bir dünya görüşünün mimarı olduğunu da göstermektedir. 

Bizler her 10 Kasım’ı, bıraktığı eserlerin izinde, ülkeyi daha da ileriye götürebilmek adına neler yapılabileceğinin ortaya konulması gereken bir gün olarak görmeliyiz. 10 Kasım’ı, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ni bizlere emanet ettiği bir gün olarak düşünmek, sanırım doğru bir yaklaşım olarak kabul görecektir. 10 Kasım günü, Atatürk gençliğine yakışır, ülkemizi ileriye götürebilecek her türlü proje ve çalışmaların yapıldığı, ortaya konulduğu ve desteklendiği bir etkinliğin geleneksel hale getirilmesi tavsiyesinde de bulunmak istiyorum. 

Atatürk’ü her 10 Kasım’da daha iyi anlamak ve anlatmak hepimizin görevi olsun ki! Bizden sonraki nesillerimiz onu daha iyi anlasın. Şehitlerimizin kanlarıyla sulanmış bu aziz vatanın nasıl ayakta kaldığını öğrensin ki, bayrağına ve vatan toprağına daha çok sahip çıksın. Her türlü iç ve dış düşmanlara karşı uyanık ve hazırlıklı olabilsin.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
korkaklar 6 yıl önce

balkan harbinden, çanakkale ve kurtuluş savaşlarından kaçıp korkudan anasının, karısının, bacısının entarisini giyip evlerinde saklananların torunları şimdi atatürk düşmanı oldu. atatürk'e küfür ediyorlar.

Avatar
hakan 6 yıl önce

kerim bey kaleminize sağlık; atatürkü ne kadar güzel ifade etmişsiniz sağolun

Avatar
ah üniversitem 6 yıl önce

uşak üniversitesi bugün atatürkü iyi anladı anma programı yapmayarak her yıl yapılan etkinlikler bu sene yapılmadı saat 09,05 te odalarında kahve içtiler