Uşak'ta Kurumsallık Dediğin Koca Bir Yalan mı?
Son 10 yıldır kurumsal olmak, kurumsallaşma, kurumsal kültür sözleri iş hayatında ve sosyal hayatta aldı başını gidiyor. Kurumsallaşamayan firmaların sonunun geldiği, kurumsallaşmanın zorunlu olduğu söyleniyor tüm duayen ekonomistler tarafından. Teoride her şey normalmiş gibi gözüküyor, peki bunun ekonomik hayata uygulaması nasıl; Uşak bu kurumsallaşmanın neresinde ?

Kurumsallaşma şu şekilde tarif ediliyor; Bir kurumun, bir kuruluşun veya bir işletmenin “kişilere” bağımlı olmadan faaliyetlerini sürdürebilmesi ve geliştirebilmesini sağlayan bir yapıya kavuşturulabilmesi işlemine denir.

Kurumsallaşmanın amacının ise; kurum, kuruluş ve işletmelerin, patron, lider yönetici ve önemli personele bağımlı olmadan faaliyetlerini sağlıklı bir şekilde yürütebilmeleri ve geliştirebilmeleridir, şeklinde tarif ediliyor.

Buradan da anlayabileceğimiz gibi kişiler, liderler kurumsallaşma adına geri plana atılıyor. Ön planda tutulan ise sistem. Sisteme tam uygunluk isteniyor ve sisteme uygun olmayan çalışanlar, sistem dışarısına çıkarılıyor.  Şimdi dönelim bizim şehrimize; alınan personelin çoğu ya kendi işinin ehli değil, ya da bir tanıdık bir akraba tarafından işe yerleştirilmiş kişiler. Patronların egoları, ben bilirim benim istediğim şekilde olacak tarzı yaklaşımları, kurumsal kültürün şu an istediği yapıya darbe vuruyor.

Uşak’ta ticaret adına yapılan birçok iş, hatır gönül ile yürütülüyor. “Mehmet Abi’nin selamı var “ yetiyor, birçok işi yaptırmak adına. Yazılı kayıt altına alınmayan birçok ticari söz, daha sonrasında kişileri firmaları çalışanları birbirine düşürüyor. Ondan sonra “ sen o gün onu söylemiştin, yok söylememiştim “ şeklinde tartışmalar oluşuyor ve tartışmalar sonucunda husumete, kavgaya hatta ölüme kadar bile gidebiliyor. Bunun örneklerini daha öncesinde defalarca bu şehir yaşadı maalesef.

Daha öncesinde deri sektöründe yoğun bir şekilde Avrupa ve Rus menşeili ülkeler ile yapılan ticaretin boyutunun sonrasında iyice mikro boyuta dönmesinin sebebi de bu. İstenilen kurumsallaşmaya uyum sağlayamayan Uşak’lı firmaların verilen sözleri tutmaması, hatta deri yerine naylon gönderecek kadar ticari ahlaki boyuta uymayan davranışları, deri pazarının Uşak’tan ülkenin başka şehirlerine yönlenmesine sebep oldu.  Düşünün Uşak’ta bankaya gidiyorsunuz. Bankaların hepsi de sözüm ona kurumsal! Sırada bekleyen onlarca banka müşterisi varken; Ahmet Abi’nin muhasebecisi geliyor, sıra beklemeden işlerinin tıkır tıkır hallediyor, biz vatandaşlar ise durumun farkında olsak ta bu durumu sadece izlemekle yetiniyoruz.

Şimdi tek tek ele alalım; Kurumsallaşma diyor ki; iş ve görev tanımları açık açık yapılmalıdır. Uşak’ta işe girerken söylenen görev tanımıyla, sonrasında kişinin yaptığı görev arasında dağlar kadar fark var. Tekstil firmasında işe alınan bir muhasebeci, hem muhasebe işlerini yaparken yanında birçok işte yapmak zorunda kalıyor. İşletme içi kurallar ve yönergelerin açık açık olması gerekiyor. Ancak Uşak’ta hangi firmanın kesin kuralları var, yönergeleri belirlenmiş. Duruma göre kural belirleyen firmalarımız var bizim.

Kurumsallaşma için bir gerekli bir diğer şartta;  yetki ve sorumlulukların, o yetkiyi ve sorumluluğu taşıyacak kişilere verilmesi. Şimdi bir iş adamını düşünün bu yetkiyi vereceği kişiyi arıyor. Uşak’ta ücretlerin durumu malum. Bölge’de en düşük ücretler neredeyse Uşak’ta veriliyor. Genelde o sorumluluğu taşıyacak kişinin istediği ücretle, patronun verdiği arasında dağlar kadar fark oluyor. Ya da, herhangi bir kişi işe alınıyor ve ucuz etin yahnisi misali, bu kişi “kara” oluyor ve sonuçta verimsiz işler ortaya çıkıyor.

Bir diğer önemli konuda “ nihai kararların istişare” ile alınması gerekliliği. Uşak’ta patron diyecek, altındaki yönetici kabul etmeyecek, ortak bir karar verilecek öyle mi? Uşak’ta olmaz öyle şeyler; Patronun söylediği emirdir. İstişare dediğin de koca bir yalan… Yeri geldiği zaman büyük bir sanayi şehriyiz diye övündüğümüz Uşak’ın, Türk Sanayisi’nin neresinde olduğu, profesyonellik ve kurumsallığı ne kadar özümsediği büyük bir soru işareti.

Sayın iş adamları; zaman zaman şehrimize gelen Bakanların, siyasilerin Uşak sanayisi ile ilgili verdiği gazlara inanmayın, Tuzla’da, Gebze’de, Dudullu’da herhangi bir sanayi sitesini gezin, o zaman ne demek istediğimin çok daha iyi anlaşılabileceğini umut ediyorum.

Saygılarımla...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin 7 yıl önce

patronlar kalifiye personeli çerkez parasına çalıştırmak istiyor böyle bir düzen olmadığı için işletme müdürü makamına kendi söylediklerini onaylayacak ucuza çalışacak kişileri alıyorlar sonra da yalandan yere yakınıyorlar iyi personel yok diye...malum bizim uşak'ta patronlar herşeyi bilir ...

Avatar
Uşaklı 7 yıl önce

çok önemli bir konuyu ele almışsınız tebrik ederim ancak önemli bir hususu atlamışsınız bence olaya tek taraflı bakmayalım yazdıklarınızın bir kısmına katılmamak mümkün değil ancak uşakın en büyük sorunu yönetici sorunu keşke yöneticiler görevlerini layıkıyla yerine getirse de kurumsallaşma olsa her patron bunu ister kim istemezki işletmeye geldiğinde işler tıkır tıkır yürümüş sorunsuz bir işletme nerde uşakta hangi sanayicimz varki yanında çalıştırdığı yöneticiden darbe yememiş keşke yöneticilere güvenebilselerde işletmeye haftada bir uğrasalar . bu konuyu birde sanayicilermizden dinleyipte tekrar yazın lütfen